Cuma günü Haydar Ergülen'le, söyleşisinin ardından bira yudumlarken, demiryolu romantizmini kısacık da olsa konuşma fırsatım oldu. Onun Eskişehirspor'la kurduğu bağ gibi bir şeyi Demirspor için de bizim yapmaya çalıştığımızı söyledim. O da, Es-Es için yazdığı Haydarpaşa-Eskişehir-Ankara şiirinin ancak kırkından sonra çıktığını biraz mahçup fısıldadı. Kırkımıza kadar neler olur-hayatta kalır mıyız/bırakılar mı-bilinmez, ama bir şeyler bırakabiliriz umarım ardımızda. Yıllar sonra gelen pazar pikniğinin yorgunluğu olsa gerek, (yoran piknik mi yoksa yıllardır bunu beklemek mi bilmiyorum) gidip Başkan'ı karşılayamadım. Yolları tutanlara, evi derleyip toparladığımı da söylememin bir anlamı olmayacaktır. Kraliçe'nin de aylar önce beni görmeden gittiğini anımsıyorum... Halbuki saraylara layık hayatımın, yönetici elitin dikkatinden kaçmayacağına inanıyordum yıllardır. Kenti ele geçiren Başkan'a, Haydar Ergülen'in en sevdiği şiirden bir kesiti hediye olarak gönderiyor...