sanırım en zoru kendini değiştirmek. kendini sorgulayabilir, yargılayabilir ve asabilirsin. ama sonuçta değişmiş olmazsın. kendi sınırlarına dan dan dan çarpar durursun. belki duvar çatlar, ışık gözünü alır ve gözünü kırpıştırır, ışığa alışırsın. ama alışkanlıklarını değiştirmek neredeyse imkansızdır. yeni bir duvar ve yeni bir dan dan dan...olacaktır. değişmem- ben böyleyim'le bir hayatın tadı tuzu gittikçe kaçıyor. tatlandırmak için hayatı daha fazla cesaret gerekiyor.
2025 yazı...
Bıraktığım yerden devam: Headbangers 3. günden sonra, 27 Temmuz Dream Theater konseri de sorunsuz ve keyifliydi. Erken gitmeme rağmen biraz arkalarda kalmayı tercih ettim; büyük ekranlardan birine yakın olmak için. Şimdi biraz daha önden izleseydim keşke diyorum. Ama kalabalığın yaratacağı ekstra sıcak, sigara dumanına boğulmamak gibi nedenlerin yanı sıra, telefon ekranlarıyla görüşümün kapanmasını istemedim. Uzun süre sonra, lise yıllarında alığım tişörtümü de giymiş oldu. Konser başlamadan az önce birisi gelip bu detaya dikkat etmiş olacak ki "tişört baya eski hocam" diye lafa girdi; o sırada sahneye çıkacakları için konu fazla uzamadı. Önceki 4-5 konseri, kiminde bilerek kiminde şartlar nedeniyle, kaçıran eski bir DT sever olarak 20 yıl sonra yeniden grubu canlı izlemek tarihi bir an oldu. Tabii ki ayakta bekleme anları +40 bünyeyi iyice zorlarken, bu işleri hala tek başıma yapıyor olmak da 20'lerden kalan bir miras olarak üzerimde yük oldu. Bu kez günübirlik değil, ...
Yorumlar