birer birer geçilen aşamalar: ne olduğum, ne olmak istediğimi belirliyor. ben bu noktaya seçerek mi yoksa tesadüfen mi geldim. olmak istediğimin mi peşindeyim yoksa olduğumu mu istiyorum? içinde bulunan rollerin gereğini yaparak, doğru dürüst, sakin sakin, açık seçik bir ilerleme kaydediyorum. sonuçta vardığım ya da varacağım noktalarda karşıma çıkanları benimsemek hem zorunlu hem kolay. her iki neden dolayı da anlamsız. attığım her adım, bir öncekini değersizleştiriyor sanki.
Bir şeyler oldu
Hayattan her zaman beklediğimi aldığımı söyleyemem; zaten bu blog da biraz bunun için var. Hayal kırıklıkları, can sıkıntısı, dert tasa içeride birikmesin azıcık dökülsün, kelimeler bir işe yarasın... Bir şeyler elde ettiğimde de bunun için harcanan enerji ve zamanla elde edilen arasında uçurum oldu çoğunlukla. Yüz birim emek verip bir birim karşılık almak; sömürü ilişkisi mi denir, verimsizlik mi, bilemem, uğraşıp didinip ucundan azıcık sevinçlerle idare ettim. Annem yıldızımın düşük olduğunu söylerdi. "Düşüyor delinin yıldızı" ya da "yıldızlar ölmüş çoktan..." Ama arada bir de iyi bir şeyler oluyor tabii; yine beklemek, zaman, aman bir terslik çıkacak tedirginlikleri içinde diken üstü bir hal olsa da... Profesör oldum. Öğrenci olarak başladığım bu blogta geldiğim yeni aşama. "Oldum ben sonunda, olmayanlardan oldum; ama kendimi hep olanlardan sordum." Nedense hep bir yıl sonu yoğunluğu olur bende. Asistanlık, yardımcı doçentlik, doçentlik hep kasım aral...
Yorumlar