Hava serinledi, boğaz hafiften gıcıklandı, ıhlamurlar içildi, uzun kollulara geçildi ve iç titremeleri arttı. Artık eller cepte; beden büzüşmekte. Ay içindeki Ankara ziyaretleri yürümeye ve kafa dağıtmaya yaradı. Eski dost Ankara, orada bizi bekleyip başbaşa oturmak konusunda her zaman hazır. Yeni dostlar edinmeye çalışırken sırtımızı oraya yaslamış olmanın rahatlığı da var. Orası ve oradakiler... Koşturmacanın arasında gidilebilecek bir yerler olması güzel. Aslında pek yerimizde durduğumuz da yok. Bir yerler, bir şeyler arayışı hep devam ediyor. Belki böylece içimizdeki ufuneti, sıkıntıyı atabiliyoruz. Durduğumuzda kendimizi yakalıyoruz.
2025 yazı...
Bıraktığım yerden devam: Headbangers 3. günden sonra, 27 Temmuz Dream Theater konseri de sorunsuz ve keyifliydi. Erken gitmeme rağmen biraz arkalarda kalmayı tercih ettim; büyük ekranlardan birine yakın olmak için. Şimdi biraz daha önden izleseydim keşke diyorum. Ama kalabalığın yaratacağı ekstra sıcak, sigara dumanına boğulmamak gibi nedenlerin yanı sıra, telefon ekranlarıyla görüşümün kapanmasını istemedim. Uzun süre sonra, lise yıllarında alığım tişörtümü de giymiş oldu. Konser başlamadan az önce birisi gelip bu detaya dikkat etmiş olacak ki "tişört baya eski hocam" diye lafa girdi; o sırada sahneye çıkacakları için konu fazla uzamadı. Önceki 4-5 konseri, kiminde bilerek kiminde şartlar nedeniyle, kaçıran eski bir DT sever olarak 20 yıl sonra yeniden grubu canlı izlemek tarihi bir an oldu. Tabii ki ayakta bekleme anları +40 bünyeyi iyice zorlarken, bu işleri hala tek başıma yapıyor olmak da 20'lerden kalan bir miras olarak üzerimde yük oldu. Bu kez günübirlik değil, ...
Yorumlar