Böyle suskunluk zamanlarında, konuşulmayan kelimeler içeride yeni doğacak kelimeleri de boğuyor. zaten yeteri kadar sayım yok onlar da birbirini tüketiyor. Konuşkan değilimdir; çoğu zaman konuşma isteği dahi duymam, ama bazen arayı kapatmak için boş konuştuğum oluyor. Kendini aradan kurtaran bazı kelimeler yeni bir sessizlik-suskunluk döngüsüne kapılmamak için aradan çakıp kurtulmak istiyor olabilir o anlarda. Susarken gelecek diğer kelimeleri de yok ettiğimi düşündüğüm için bazen kendi kendime konuşup ses tellerini çalıştırmaya çabalıyorum. O zamanlarda da sanki geçen zamanda yeni bir ses edinmişim gibi şaşırıyorum.
2025 yazı...
Bıraktığım yerden devam: Headbangers 3. günden sonra, 27 Temmuz Dream Theater konseri de sorunsuz ve keyifliydi. Erken gitmeme rağmen biraz arkalarda kalmayı tercih ettim; büyük ekranlardan birine yakın olmak için. Şimdi biraz daha önden izleseydim keşke diyorum. Ama kalabalığın yaratacağı ekstra sıcak, sigara dumanına boğulmamak gibi nedenlerin yanı sıra, telefon ekranlarıyla görüşümün kapanmasını istemedim. Uzun süre sonra, lise yıllarında alığım tişörtümü de giymiş oldu. Konser başlamadan az önce birisi gelip bu detaya dikkat etmiş olacak ki "tişört baya eski hocam" diye lafa girdi; o sırada sahneye çıkacakları için konu fazla uzamadı. Önceki 4-5 konseri, kiminde bilerek kiminde şartlar nedeniyle, kaçıran eski bir DT sever olarak 20 yıl sonra yeniden grubu canlı izlemek tarihi bir an oldu. Tabii ki ayakta bekleme anları +40 bünyeyi iyice zorlarken, bu işleri hala tek başıma yapıyor olmak da 20'lerden kalan bir miras olarak üzerimde yük oldu. Bu kez günübirlik değil, ...
Yorumlar