Kahvaltıları yalnız yaptığım temmuz ayları... Hafızamın iyi olduğunu sanırdım ama artık unuttuğumu fark ettim pek çok şeyi. O yüzden hatırlatırım kendime arada bir, geçen hafta/ay/yıl bugünlerde ne yapıyordum. Yaptıklarımı yapamadıklarımı düşünürüm. Ne gerek var bilmiyorum. Beyin jimnastiği, geliştiremediğim kasların yerine mi? Bir iz bırakarak geçip gitmiş olmanın hevesi mi? Aradığını bulamamış olmanın üzüntüsü mü, tam da istediğim buymuş diyerek istediğin hayatı yaşamanın duası mı? Eski şarkılar, filmler içerideki şeyleri yerinden kıpırdatırken üçüncü 10 yılın başında acaba yeni bir ben mi oluyorum, yoksa yerimde mi sayıyorum? Zihinsel olarak olmasa da fiziksel olarak geriden geldiğim, yaşımı göstermediğim ortada. Böyle yavaş yavaş ilerleyerek önümüzü daha iyi analiz edebiliyoruz belki de. Önümdekilerin, çevredekilerin neleri dert ettiklerini görüp şaşırıyorum, ben de mi böyle olacağım? Farklı bir hayat yaşama şansın var mı? Tarihsel ve sosyal koşullar içinde... bla bla...
2025 yazı...
Bıraktığım yerden devam: Headbangers 3. günden sonra, 27 Temmuz Dream Theater konseri de sorunsuz ve keyifliydi. Erken gitmeme rağmen biraz arkalarda kalmayı tercih ettim; büyük ekranlardan birine yakın olmak için. Şimdi biraz daha önden izleseydim keşke diyorum. Ama kalabalığın yaratacağı ekstra sıcak, sigara dumanına boğulmamak gibi nedenlerin yanı sıra, telefon ekranlarıyla görüşümün kapanmasını istemedim. Uzun süre sonra, lise yıllarında alığım tişörtümü de giymiş oldu. Konser başlamadan az önce birisi gelip bu detaya dikkat etmiş olacak ki "tişört baya eski hocam" diye lafa girdi; o sırada sahneye çıkacakları için konu fazla uzamadı. Önceki 4-5 konseri, kiminde bilerek kiminde şartlar nedeniyle, kaçıran eski bir DT sever olarak 20 yıl sonra yeniden grubu canlı izlemek tarihi bir an oldu. Tabii ki ayakta bekleme anları +40 bünyeyi iyice zorlarken, bu işleri hala tek başıma yapıyor olmak da 20'lerden kalan bir miras olarak üzerimde yük oldu. Bu kez günübirlik değil, ...
Yorumlar