Cumartesi, Ocak 12, 2019

Kitap Tanıtımları

Satmayan kitaplarımın geç kalmış tanıtımları; bu kez youtube ortamında... Kitap tanıtım videolarıma kendi derlediğim/katkı verdiğim kitaplarla başladım, kayda geçsin diye:

İslam Çupi/Mağlubu Anlatmak
https://youtu.be/cq-hRVQ5BV8

Adana Futbolu:
https://youtu.be/cU1L8E4tEqM

Sosyal Forum'dan Öfkeliler'e
https://youtu.be/fXWWnVaoIcc

Pazartesi, Aralık 31, 2018

Muhasebe #18

Bir blog klasiği olarak yılın muhasebesi yazısı; diğerleri farklı sanki, bize her gün muhasebe ve her gün hesap kitap. Bütün yıllar aynı. Gün geçtikçe gazı kaçan hayatta tatsızlık baki. Bu yılın en çok uğraştıran işi, ekonomik krizdi. Her şeyin indirimini  ucuzunu aramaktan takatim kesildi. Hayat ucuzladıkça kalitesizleşti, ucuzlayan hayat kalitesizdi. Kelime oyunları karın doyurmaya yetmedi. Üzerine bir su içip kendimize geldik. Haftalık birayı azaltıp onda da ucuzu bulma dertlerindeydim. Belki de kaçacak delikler tükendi. Bunu hesap kitap başlığında incelemiştik zaten.

Para kadar insanlar da dertti. Hep o twiti hatırladım, İsa'nın 30 yaşında nasıl dokuz arkadaşı vardı? İnsanlardan yana hayalkırıklıklarım hayata dair umutlarımı da azalttı. Mesleğim de keyif vermiyordu. Yazmaktan başka ne biliyordum? Belki toprağa yeniden dokunmak gerekiyor. Ben de babam gibi köyün yolunu mu tutacağım? Armut dibine mi düşer? Filmde olduğu gibi, Elmaların gideceği yer diğer elmaların yanı mıdır?

Elimden geldiğince dünyayla temas kurmaya çalışıyorum aslında. Belki sorun bu temas kurma isteği. Uzak kalsak bu kadar dert olmazdı. İnsanlardan yana sorunun benim bir insan olmam olduğuna kanaat getirdim. Yapabileceklerim bunlar, demiştim daha önce. Bu konuyu da geçiyorum.

İyi şeylere bakalım, devletten hukuktan yana bir dert görmedim bu yıl. Çok sık tekrar ettiğim laf, kötü haberin olmaması iyi haber. Sorun çıkmasın isteğiyle geçen gergin günler, büyümenin bu olduğunu öğretti. Sorun, büyümek.

Bu yıl iyi kitap okudum, kitaplara kaçtım diyelim, onlara da yaz okumaları başlığında değinmiştim. Yıl biterken yeni bir şeyler yapayım dedim ve kitap tanıtım videoları çekmeye karar verdim. İlki milyonlar satan, milyonların peşinden koştuğu Adana Futbolu kitabı.  https://youtu.be/cU1L8E4tEqM

Bir diğer iyi şey, spora başlamam. 40 yaş krizine hazırlıksız yakalanmak istemedim. 30 yaş krizini taşrada sessiz sakin atlattım. Burası bile yetmeyebilir sonraki aşamada.

Rüya'yla birlikte büyürken çocukltan ne kadar uzaklaştığımı da hatırlıyorum. Geçmişimle bağımı kurar belki. Ama bu yazı iyi bir gelecek beklentisiyle bitsin. 2019'dan beklentim, hala insan kalmak.

Cuma, Aralık 14, 2018

yeni müzikler

spotify'in bana önerdiği şarkıcıların/grupların aylık dinlenme oranları, her bir öneride düşüyor. 800'lerden 400'lere oradan 100 küsüre kadar indi. Her seferinde sanırım en düşük olanı buldum diyorum ama şaşırmaya devam. Kuzey Avrupa'nın evde (mi?) kaydedilmiş kimi caz albümleri... Dönüp dolaşıp benim kulaklarıma kadar geldi. Oradaki sıkıntılarla buradakiler bir mi? Can sıkıntısının caz albümü yaptırdığı gençler. Caz albümlerinin can sıkmadığı bünyeler. Yerli ürünler de var dikkatimi çeken. Memlekette bir şeyler üreten çokça genç var, ne güzel. Çoğu kolej/özel üniversite birlikteliği, İstanbul sokakları hovardalığı, 90 sonrası kuşağın dert olmayan dertleri... Uzaya gönderdikleri sesler, birilerine ulaşıyor. Tabii eğer kişisel albüm değilse, garip isimli her biri. Ansızın Bi' İnfilak, Gözyaşı Çetesi vb. Bunların dinlenme sayıları, kuzeydekilerden yüksek. Bi yandan da anlattıkları hayatları bana en az kuzeydekiler kadar uzak. Varoluşsal dertler artık ilgimi çekmese de çok uzağa da gidemiyoruz kendimizden, kimi yerlerime dokunuyor melodileri. İçimde alien gibi ölmeyen bir şeyler var. Devam filmleri çekilip duruyor. Belki Kesmeşeker ve Cenk Taner bu dertlerime yeteri kadar karşılık geldiği için daha fazlasını aramıyorum. Adını unutmaya devam ediyorum. Zaten 2018'te de en çok Dream Theater dinlemişim. Hay allah, bana artık daha az dinliyorum gibi gelmişti halbuki. Geçmişten kopamadığımı söylemiş miydim? Çok uzağa gitsem de yine kendimdeyim, şükür. Arada kafayı bulsam da sonra hemen kaybetmeye hazırım. Eskilerde pek değer vermediğim Uykusuza Masallar da bu aralar detay sözleriyle ilgimi çekmekte. Bi saniye, kendimden bahsetmiyordum bu girdide; kulağıma çalınan yeni müziklerin hoşuma gittiğini söylemek istedim. Başkalarının bir şeyler üretme güçlerine saygı duyuyorum. Ben artık daha az üretiyorum. Ay yine ben. Biraz benden bahsedelim mi? Evet, onlar diyorduk. Onlar ve diğerleri; müzik üretmeye hevesli gençler; seviyor sizleri, sadece ben değil, benim de dahil olduğum başkaları.

Pazartesi, Kasım 05, 2018

hesap kitap

Boş duvarda takılı gözler ve bir muhasebe hesabı: 100 kaya hesabı kalbime; 200 kankalar hesabı beynime yazılsın. Girdiler ve çıktılar, gelenler ve gidenler, yatanlar ve çekilenler yerli yerine gelsin. Çekilip giden kanımın hesabını sonra vereceğim. Önce akanlar: nereye? Hüzünlü bir taşra sonbaharına, dökülüp giden yapraklara... Gelecekler mi geri? Yeniden olacak mı? Yeniden insan olabilecek miyim? Yatıp gidenler hesaba, kafalarına kadar çekmişler yorganı. Görünmüyor. Burada bir insanın hayatından kesitler sunulmakta. Farklı bir şey akla gelmesin. Kurguyla gerçek karışmış değil. Sadece olan biten anlatılıyor. Çıkan kısmın özeti sunuluyor. Sonuç: olan ve olmak istenen arasındaki açık büyüyor, hesaplarım tutmuyor.

Cuma, Ekim 05, 2018

patika

Evin önünden geçip giden ve ileri doğru uzayan bir toprak patika var. Bir tarafı hala bahçe, ağaçlar ve yeşillik, diğer tarafı koca binaların önünde onu taklit eden küçük bir çimenlik. Tam anlamıyla bir vaha. O sol taraftaki bahçeye ne zaman kazma vuracaklar endişesindeyiz. Toprak patika/yol romantizmi, iki tarafta arasındaki sıkışmışlık, tabii ki hemen kendime döndürüp kullandığım bir metafor. Zaten kendimden bahsetmiyor muyum burada? Biraz benden bahseden kim kaldı? Yolun üzerine asfaltı döküp, bahçeye de inşaata başladıklarında, hıh tam bana benzedi diyeceğim. Eskilerden kalan bir esinti... Üşütük. Kim kaldı eskilerden? Ben ve metaforlarım, anaforlarım. Dönüp durduğum dalgalarım. Patikanın çıktığı yerde kesemedikleri ceviz ağacı. O zaten başlı başına şarkı. Yolun beri yanında, bizim tarafımızda da ceviz ağacı var.  İki sınır işareti. Arada kavaklar ve bir yıkıntı. Büyük ihtimalle eski bir bahçe evi. Eskilerden kaçıp gelinen, belki hangi işlerin döndüğü, belki hiç bir şey yapmayıp oturulan. Ne kaldı eskilerden? Ödenmiş faturalar, krediler ve can sıkıntısı.

Cuma, Eylül 07, 2018

kitaplar-devam

Ernest Hemingway-Klimanjaro'nun Karları ile klasiklere devam ettikten sonra yaz başında aldığım ama şans eseri okuma sırası sona kalan Elizabeth Harrower'ın Gözetleme Kulesi'ni okuyorum. Hemingway'in bedeni yaralı kahramanlarıyla Harrower'ın ruhu yaralı kahramanları arasında bağlantı kurabilirim. Aslında varoluşsal meseleler, kendi arayan insanlardan edebi anlamda sıkıldım; kendimden sıkıldığım gibi. O durum, zaten bir şey üretebilmenin temeli gibi, bunun üstüne çıkabilmek önemli. Bu temelin üstüne başka bir şeyler koyabilenleri beğeniyorum artık. Edebiyatta başka konular, farklı olaylar ilgimi çekiyor ki bu yazki kitaplar aslında bu açığımı kapattı. Kaçıp gidemeyip burada kalmış, kalakalmış, yaralanmış beden ve ruhlardan, karamsarlıktan başka bir şey yansıdığı zaman daha iyi oluyor o metin. Ayhan Geçgin'in Son Adım'ında da yine benzer bir yaralı hal, çekip gidememe, gidince de neyle karşılaştığını bilememe durumları vardı. Yani bir mevzunun içinde yer almalı karakterler; o vakit ona adapte olmak kolaylaşıyor.  Hiç kurgu üretemeyen benim için de ilham verici oluyor bir yandan. Ruh halinin sıkıntısı bir akışın içinde olduğunda çekilir oluyor. Akıp gidemeyen, gittiğinde korkan veya sıkılan, öyle olmasını istememe rağmen olumsuz olasılıklara meyleden benim için kitaplar gerçekten en önemli yardımcı hala.

Cumartesi, Ağustos 25, 2018

geçmiş ışıklar

Yıldızların altında, dağ başında, yıldızımın parlayacağı günleri beklerken bana gelen ışıkların çok eskilerden olduğunu biliyordum. Geçmişin parlak anları beliriyordu aslında önümde. En güzel günlermiş; geleceğim, kayan yıldızlardan biri olma ihtimalinde. Kurgularla aram metinleri kurgularken iyi değil. Her zaman gerçeğe yakın oldum, tersini istesem de. Bamya ya da salatalık toplarken batan dikenlerle o gerçeği hissettim. Elimi uzattığımda hep oradaydılar, beni hoş karşılamadı geleceğim.

Aslında farklı hayatlar arasında salındım, tercih yapma şansım çoktu. Tercihlerimi yaşıyorum. Bu kadar geniş marjda dolanmak şizofrenik salınımlar yarattı, durumlara adapte olma yeteneği dengede kalmak kadar sürekli tedirgin kalmayı da beraberinde getirdi. Yıldızların yanıp duran sempatiklikleri bana bir mesaj mi vermek istiyorlar sorusuna dönüştü. Bir başıma kalıp düşündüğümde, bir başıma yapabileceklerimin bu olduğuna karar verdim: Geçmişten size ışıklar getirdim.