Salı, Ekim 23, 2012

yollar, benim zikrimdi; döndüm durdum

bu aralar nerede olduğumdan ziyade ne iş yaptığımla ilgilenmeye çalışıyorum ki değiştiremeyeceğim için içime dert olan şeylerden biraz uzaklaşayım. sabahları keyifsiz uyanıyorum; iki satır yazabilmek hevesiyle bilgisayara geliyorum ama aynı şeyleri söylemekten de sıkılmış durumdayım. tez sonrası yaşam... ben şimdi ne yapacağım? yazarak var olmak isteğim, gerçekleşiyor. zaten tüm isteklerimin gerçekleşiyor ve içten içe düşündükleriminn karşıma çıkıyor olması beni asıl korkutan şey. "ol dedin, bak oldum."

bu arlar epeyce yol kat edip, yine uzaklarda olma, bir orada bir burada olma meselesini fazlasıyla yad ettim. şimdi bayram münasebetiyle yine aslında oralı olup orada olmadığım topraklara yöneliyorum. yollar, benim zikrimdi; döndüm durdum. bşaım dönünce oturdum; şimdilik yığılıp kaldım. kendime gelince, gelebilirsem birgün, kaldığım yerden devam ederim büyük gezmelere. şimdilik küçük turlarla idare ediyorum. hayatı panaromik turlarla geçiriyorum. daha çok zamanım varmış gibi hissediyorum detaylı gezmelere. ne zaman gelecek zamanı(m)?

Perşembe, Ekim 11, 2012

Yalnızlık kontenjanım dolmuş; onunla olan tüm bağlarımı yitirmişim. Kendimden fazlasıyla sıkıldım bu aralar. Önce koca bir temmuz, şimdi koca bir taşra haftası. Ondan uzak geçen zamanlarda kendimin ne kadar sıkıcı olabileceğini gördüğümden ona fazlasıyla üzüldüm. Sonra da üzüldüğüm için kendime kızdım. Sonra da kızdığım için başım ağrıdı. Sonra oturdum öylece.

Kendime yeni odalar yarattıktan sonra şimdi ne yapacağımı düşünmeye başladım. Dönüp dolaşıp buraya geleceğim belliydi ve bu beni hiç rahatsız etmiyor. Sadece buraya gelmekle burada devam etmek arasındaki ince/kalın çizgiyi pek fark etmemişim. Bünyem henüz alışamamış olmalı ki kendine yolculuk üretmeye devam ediyor. Uzun sıkıcı bir kış öncesi, yolculuklar iyi gelebilir ama açıkçası yoruldum ve param bitti. Dolayısıyla her keyifli şey zamanla keyifsizlik verir.

Alttan alta evrene yaydığımız mesaj meselesini düşünüyorum. Benim kısa mesajlarımla uzun paragraflarım evenin kafasını karıştırmış olabilir mi?