Cuma, Eylül 16, 2011

Pek hayal kurduğum söylenemez. Gündüz düşleri dışında; uzun vadeli olanları söylüyorum... Ulaşması güç ama insana şevk verenler... Çok fazla buralı, dünyalı oldum. Çıpamı bir yere attım ve ona tutunup, uzanabildiğim en uzak yere gitmeye çabalıyorum. Bazen el ucuyla uzanıyorum, bazen ayak ucumu ne kadar öteye götürebilirsem: Dokunduğum en uzak yer, belki o sırada çıpamı biraz daha kaydırabilmişsem, işte ilerlemenin örneği oluyor. Bi aralar, herkes gibi-"bizim gibiler" gibi, evden uzaklaşmak, uzaklara gitme gibi hayallerim vardı. O aralar kimsenin dinlemediği gruplar dinliyor, kimsenin bilmediği yazarlar okuyor, kimsenin anlamadığı cümleler kuruyordum. Bi ara işler değişti. O gruplar popüler, o kitaplar çok satan, o cümleler sıradan oldu. Artık herkes gizemli, herkes çift karakterli, herkes kendiyle kavgalı, herkes uzaklara gitmek heveslisi. O zaman burada kalmak, normal olmak, sıradan olmak, kendiyle olmak tercih edilir oldu benim için.

Bi ara, mistik kostik olarak özetlediğim ama tam olarak ne olduğunu anlatamadığım, daha manevi-uhrevi-tribal-uçucu-salınımcı bir çizgideydim. Ne ara değişti, belki mezuniyet sonrası (30 öncesi şu yılları gruplamak lazım artık), daha buralı-dünyalı-sabit-belirgin-bizden eğil sizden biri oldum. Öylece, yeni yollar keşfettim.

O yolların hayal ürünü olup olmadığını bilmiyorum. Hayal edip de gerçekleştiriyor muyum yoksa gerçekleştirdikten sonra mı hayal oluyor, kestiremiyorum. (Hasan Ali Toptaş etkisi cümleler!) Yaptıklarım, başardıklarım fena işler değil. Ama bunlar benim hayallerim miydi, yoksa gerçekliğim mi? Ben bunları bile isteye mi yaptım yoksa sahada bana verilen görevi harfiyen yerine mi getirdim? Herkesin istediği yıldız oyuncu olabilecek miyim, yoksa camiaya mal olmuş bir eskimeyen mi?

5 yıl önceki bene gıcık olmaya başladım. e 5 yıl sonra d şimdiki bene gıcık olacaksam o zaman şimdiki durumumu beğenmeli miyim?

Cumartesi, Eylül 03, 2011

elele verdik, ellere karıştık. tanımadığım kişilerin anlamadığım sohbetlerini dinledim. sabırla dinledim ama. huşu ile... öykünmedim, yeni öyküler edindim; övünmedim de yaptığımla. yapılması gerekeni yaptım. normal olanı buydu. zor zamanlarda normal olmak daha zor. herkesin farklı herkesin çılgın olduğu zamanlara sakinliğini korumak da... elden ele devredildi bu görev, eller alınlara gitti geldi, terler silindi elin tersi ile. ege'nin sularına girildi, ege'nin kumlarında hasret giderildi.

nice karışık duygularla gezilen izmir sokakları, otobüsleri, dolmuşları, barları, tabureleri, bankları, parkları bu kez hep birlikte yeni bir biçim aldılar. yeni hayatın yeni dekorları oldular.

dikine dikine gidilen ege kıyıları, elleri bağrına basmaya alışık olduğundan mı, geniş yürekli olduğundan mı, girinti ve çıkıntılarıyla her türlü detayı barındırdığından mı, bilmem, beni mutlu ediyor.