Cuma, Aralık 30, 2011

muhasebe#11

2000'lerin ilk 11'ini tamamladık. Bu kadroyla şampiyonluk zor. Yeni takviyeler lazım. Yeni yıllar transfer etmek; yeni bir hayat.

Yapmaya çalıştığım bu: yeni bir hayat inşa ediyorum; "parmağımda yüzükler, kolumda bilezikler"... 11. yılda tezimi yazdım, top oynamaya devam ettim; havuz ve fransızca durdu ama tv5'te altyazılı filmleri anlamaya çalışıyorum; bazı esprileri yakalayıp güldüğüm bile oluyor. Tebessüm...

Hareket ettik çokça: Denizlere açıldık, adaları gezdik; rumundan prensine, kaştan gözden uzakta oteller ziyaret ettik;

Yazılar yazdım: faaliyet raporlarım blogta listeli. Tek melekem bu; daha da kanatlandırmak gerekli.

Ağladım ve güldüm: iki kere, hüngür hüngür; pek çok kez katıla katıla. Neyse ki yanımda O vardı da katıldı bana.

Çokça sıkıldım: Zamanın bu kadar geniş olmasına şaşırdım.

İki Kesmeşeker konseri ve yol sonunda albümü ile güzel anlar yaşadık.

Bu yıl sevgili dostum ile aramız daha iyiydi. Oturduk konuştuk; konuştuk ve dertleştik; dertlendik ve yol aldık. Yol, kat kat birikti, koca bir bina oldu, gökyüzüne yükseldi. 11. yıl hiçbir şey olmasa bile bu dostluğu yeniden yükseltmenin anlamı ile bayraklandı.
Yıl sonunda bu şiiri okumak vaciptir:

"Bir yıl daha bitiyor
Düşlerim ,tasalarım,yarım kalmış onca şey
Her yıl biraz daha kısalıyor bir öncekinden
Bana mı öyle geliyor
Yoksa daha mı hızlı ilerliyor zaman
İnsan yaşlanırken?"
(Murathan Mungan/Bir Yılın İlk Günleri)

Cuma, Aralık 16, 2011

doğdum ben memlekette



Kesmeşeker'in yeni albümü, 7 yıl aradan sonra, çıktı!

Salı, Aralık 13, 2011

Sinek Isırıklarının Müellifi'ni okudum. Pencere-korniş mesafesinin odayı ısıtmaması konusundaki sıkıntımı kitapta görmek tabii ki mutlu etti beni. Bir de halısahaya geç kalma telaşı... Ne güzel detaylar.

Oğuz Atay'ın ölüm yıldönümü. O vesileyle kafcamus abimizin 4 yıl önceki yazısı, hizaya getirici nitelikte: http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalEklerDetayV3&ArticleID=867672&Date=21.09.2011&CategoryID=41 Orada da güzel detaylar var tabii ki.

2002 yazında hayatıma giren en önemli iki isimden biridir Oğuz Atay. 10. yıl vesilesiyle az ama hacimli külliyatı yeniden elden geçireceğim.

Salı, Aralık 06, 2011

geçmişte yazdıklarımı okuyunuca hemen yeniden yazma isteğine savrulmam, hala kusmak istediklerimin olduğunu gösteriyor. İyi yanından bakalım: hala elimiz kalem tutuyor. Çıkardıklarımın, 7 mi 9 mu, boğum boğum boğazımdan rasyonel verilerle süreçlendirilmesi ürünün niteliğini değiştiriyor. Karşınızda olan biteni anlamış bir yazı: Eskiden hemen olsun-niye olmuyor-olmalı-hadi şimdi derken; zamanla herşeyin olması gerektiği gibi olduğuna vakıf olmam. (bu aralar da buna taktım değil mi?)

o zamanlar da okuyup yazıyorduk, belki kendiimize misyonerdik ama yine de aktarıyorduk; aktar aktar-şimdi ancak kış çayları için girebiliyorum, eski kokular geliyor burnuma. biraz daha enerji birkaç yudum daha... hem eskileri şaraptan ve biradan alırdık karbonhidratı, şimdilerde adaçayı ve tarçın daha iyi gibi. bir de tabii geriye taranabilen yanlardan açılmamış saçlar.

bunların hiçbir önemi yok. 5-6 yıl öncesi 20 yıldan daha eski gibi geliyor bazen. bunların hiçbir emaresi yok. sadece kayda geçebildiğim kadar var. yazdıkça unuttuğum için olabilir mi? kayıtlar yalan söylemez oysa ki, tek derdimiz geçmişten kaçmak ve yeni bir gelecek yaratmaktı. kaydaderek kaçtık geçmişimizden ama bizi bekleyen gelecek miydi? geldi işte, burda; önce bir bir dört duvar ardından içine yerleştirilen bir gülücük. bir an. mutluyuz. kendi yolumuzda olmaktan gururluyuz.

yolumuz, evrim yolu-gelin kelimeler gelin. yurdumuzu klişeler sardı-vurun kafiyeler vurun.

yeni bir gelecek, yeni bir kentle gelecek. yerimizde durabilseydik daha mutlu olurduk cümleten. cümle burada bitmeli artık; yoksa yenilmekten bitap düşecek.