Perşembe, Mayıs 13, 2010

lejant

Kim gidişatı değiştirme gücüne sahiptir? Ne olursa-ne kadar olursa tamam olur işler? Bildik tabirle: çok gezen mi bilir çok gören mi? Yediğin içtiğin senin olsun, gördüğün güzellerden haber ver diyenlere, tam olarak ne anlatılabilir?

Türkiye haritasına bakıldığında pek çok yer gördüğüm belli. Ankara haritası için aynı şeyi söyleyemem. Kendi haritamda ise az çok sınırları çizdim. Eflaklılar sakin olabilir. Barış anlaşmasını imzaladım.

Öteden beri, çok katı sınırların var, dendiğinde onlara pek inanmamıştım. Sınır dediğin katılaşmaz çünkü. Daha çok, erir. Eridikçe yeniden düzeltmeye çalışırsın: Aynı suda iki kere yıkanılmaz en nihayetinde.

Sosyoloji kitabındaki snoopy karikatürü: Kardan adamlardan oluşan ordusuna hükmeden karakter; biz yenilmeziz, yenilmez! der. Sonra güneş açar.

İç özel idarem, merkezden gelen emirlere direnmek konusunda iyi direnç göstermiştir. Onunla ne kadar övünsem az. Ama hiçbir başarı cezasız kalmaz bizim memlekette. Yeni bir kararnameyle onu merkeze çekip, neye uğradığını şaşırtmayı planlıyorum. Henüz onun haberi yok. Konuyu gazetelerden öğrenmeli. Eşyalarını, hep hazır tuttuğu eti kutusuna koymalı. Çok şey dolduracağından, alt taraftaki bantı kuvvetlendirmeli. Yeni çalışma arkadaşlarına şimdiden alışmalı.

Kendi haritamın sınırlarında doşlaştığımdan mıdır, yoksa güneş gerçekten tepeye mi çıktı; karar verme selahiyetine gerçekten eriştim mi; yoksa bugüne kadarki kararların birçoğunun uzun vadede beni mahçup etmediğini gördüğümden mi; bilmiyorum: Kendi gidişatımı değiştirme gücüme sahip olmanın hınzır bir mutluluğu var içimde. Mağrur.

Pazar, Mayıs 09, 2010

kötügün dostu

Pek az kişinin kötügün dostuyum. Pek az olmuştur, "ya bilader gel şu işi çözelim, canım sıkkın" denmesi; arkadaşların zor zamanlarında beni arayıp sorması. Genelde iyi zamanlarda aranırım. Kabul; ben de pek kimseyi arayıp sormam. Sonuç: dar zamanlarda darlık. Aklın dar muhitinde, tek kale maç. Cinnetin geniş sahralarında, uzun ara paslar. Alabilene...

Belki de bu yüzden, uzun ama pek soğuk olamayan kış gecelerinde düşünüp düşünüp düşünüp dururken, kötü zamanlar paylaşan-anlamaya çalışan-paslaşan bir dost edinmek istedim. Cevaplarımın sorusu, buna dayanıyordu. Artık tek başıma gezip dolaşmamak isteği kadar, "yahu şu kötü günleri de biriyle paylaşsak" derdi tasası... Mutlu olmayı bilmiyorum ama belki paylaşmayı biliyorumdur.

"Kim istemez mutlu olmayı
Ama mutsuzluğa da var mısın?" (c.s.)

Çarşamba, Mayıs 05, 2010

karar ver-uygula #2

Daha önce hiç sormadığım bir soru sordum.

Yürürken, otururken, tv seyrederken, maç seyrederken, otobüs beklerken, evde otururken, parkta otururken, ayakta dururken, uyumadan önce ve uyandıktan hemen sonra, cam silerken, bulaşık yıkarken, yerleri süpürürken, yemek yaparken, hiçbir şey yapmazken, diğer soruları sorarken, diğer yanıtları verirken, günler boyunca hiç soru sormadan dururken cevabını-cevaplarını verdiğim soruyu sordum.

Karar verdim ve uyguladım. Şimdi rahatım.