Salı, Ekim 26, 2010

masada...

"masa da masaymış ha..."

Perşembe, Ekim 21, 2010

Masukiye'den eve donus... Yerine getirmek gereken bi gorev daha var!

Salı, Ekim 19, 2010

Masukiye/sapanca... Hafif yagmurlu ama ilik bi gun. Gole karsi bira keyfi...

Perşembe, Ekim 14, 2010

sakin olunuz

Karar verdim ve uyguladım. Paradigma değişimi... Korkuların aslında o kadar da korkunç olmadığına dair bir akıl yürütme ve teoriyi tepe taklak etme. Kendimi de tepetaklak edebilir miyim? Aslında çok da gerekli değil. Hergün kendimizi yeniden bozup kurgulamıyor muyuz? Sakin olunuz.

Alakasız yerlerde, kendime soru sorup ikna çabalarım sürerken, bu sefer dışarıdan bir soru-cevap sililesine maruz kaldım; sınav öncesi son bir kez bilgileri hatırlarcasına, cevaplarımı sıraladım odadakilere... İstihab haddina ulaşmış odada kaloriferin yersiz sıcağına bilerek ve isteyerek ısrarlı sorularla daha da bir sıcaklık katan; sonra verilen cevaplarla sıcağı ve beni kendi halime bırakan bir sorgulama. "Tamam, senden olur" onayı. "Bu kadar abartılacak birşey yok" diyorum. "Yaşamaya devam ediyoruz"...

Öncekinden farklı bir biçim alacak olan yaşam. İçerik ve biçim çatışması, ne denli sürdürülebilir? Yoksa daha önce ısrarla uygulamak istediğim biçim mi içeriğe uygun hale getirilmek için çekip çekiştiriliyordu da bi yerinden patlak verdi? Aslma mı döndüm? Döndüğüm yer, kendi sınırlarımı gördükten sonra, delilikten önceki ilk sapak olabilir. İleride, orada ne var bilmiyorum.

Cumartesi günü, masadayım; şimdilik tek bildiğim bu.

Salı, Ekim 12, 2010

aslı

Aslına bakarsanız çok prova falan yapamadık; sadece gözlem yapmakla yetindik. Aslı da zaten haftaya değil; sonrakine... "Kusur benim imzamdır". Unutuyorum bazı şeyleri. Unutmadıklarım da var. Aslolan unutmak ve unutmamak arasında bir denge tutturmak; ikisinden birine çok meyletmemek...

Meselelerin aslı astarı onları yaparken ortaya çıkıyor; öncesinde şunlar bunlar diye bir listeleme-teorik çerçeve kurmanın çok bir karşılığı yok. Sanki... Yaparken öğrenmek dedikleri bu olsa gerek. yine de önceki öğrendiklerimiz bize bir asıl tahayyülü sunuyor. Gibi... Oraya bakarak yol almaya çalışıyoruz. Değil mi?

O yüzden önceden şöyle olacak böyle olacak demenin, katı sınırlar koymanın alemi yok. Olması için mücadele etme var.

Cuma, Ekim 08, 2010

prova

düğünde dans provası için torosların ardına... haftaya, aslı.

Çarşamba, Ekim 06, 2010

yeni

Bugün eve dönerken, doğru bir karar verdiğimi fısıldayıp duruyordum kendime; havaların aniden soğumasının etkisi olabilir bunda. Soğuk günlerde alınmıştı yeni hayat kararı; herşeyiyle yeni olması ne derecede mümkün bilmiyorum. Deneyeceğiz. Önce şekil şartları yerine getirilmeli ardından lafzı ile ruhunu birleştirecek adımlar gelebilir. Yeni eşyalar, kıyafetler ve yeni yemekler mesela... Yeni yerler. Gidilecek yerler listesi gibi... Gidilecek yerlerin anlamı, oraların orada olmasının ve ulaşılmasının ötesinde birşey; bunu o da biliyor. Her başka yerin tadı, ancak biz orda ve onunlayken anlamlı. Bunun gibi her yeni şey, yaratacağımız anılara bağlı; kendilerinin kendi başlarına bir anlamları yok. Uyduruk bintürlü şeye biz anlam vereceğiz. Hiçbir şeyin tek başına anlamı yok. Tek başına çıkarılan anlamlar da sadece üşümeye yarıyor. Üşüyoruz reis. Dondu götümüz. Biraz enerjiye ihtiyacımız var. Yakıp tüketecek yeni bir enerji. Yeni adımlar için gerekli...