Cuma, Kasım 30, 2012

yeni insanlar, yeni mekanlar; hiç kimse tanımıyordan çok az kişinin tanımasına doğru ilerlemeler... hayat, savurduğu kenardan yeniden ortalara doğru çeker mi, yeniden kalabalıkların içine girebilir miyiz acaba? yoksa inzivayı, yeni bir hayat tarzı mı belirleyeceğiz? kenardan köşeden, uzaktan uzaktan, neydim ne olduma dair tespitlerde bulunmak daha kolay. ama ilerleme için, hareket için, başkaları ve yeni katalizörler lazım. yeni dertler yeni tasalar; yeni tasarlamalar da gerekli. kendimize tasa yaratmakta üstümüze yok zaten. en ufak bi hareket dertlenmeye yeter. şimdilik kenardan köşeden temkinli bir seyire devam ediyor bünye, el mecbur! belki de biraz dinlenmeye ihtiyaç vardı. yine de kimsenin istemediği, benimse bir türlü bulamadığım koşturmaca, uzaktan çekici geliyor - bizim olmayan herşeyi çekici gelmesi gibi.

Çarşamba, Kasım 21, 2012

faaliyet raporu

"Avrupa sokakta" , Bianet.org, 16.11.2012.

"Açlık Grevleri ve Siyasetin Sonu", Birikim-Güncel, 13.11.2012.

"Gelecek 10 yılın Eylemleri", Bianet.org, 06.11.2012.

Perşembe, Kasım 15, 2012

yeni otobüs yolculukları beni bekliyor. yine otobüs kahveleri, mola tesisleri çayları, kokulu tuvaletler ve kötü muvan gömlekleri... çevrede kritik edilecek çok şey olacak. ancak herşeyden önce yolculuk, iç tartışmayı artırır; beklentileri tartmayı sağlar. indiğin zaman aynı sen, aynı iç, aynı tartı sistemi devam eder ama yolda birikenler biryerlere not edilmiştir. pekçok güzergah kat ettim. her seferinde 1 lira koysaydım zengindim. biriktirdiklerimi içime attım kumbara yerine. çok şey aldığım söylenebilir; doldum da doldum. patladım yer yer. fiziken aynı yerde iki farklı şeyi tutamıyoruz. hem bu hem şu olmanın zorluklarını yaşıyoruz.

Cumartesi, Kasım 10, 2012

2'leri bitirdik 3'lere başlıyoruz. Tabii ki en iyi on yılım olacak. Aslında ergenliğimde, 30uma kadar yaşayacağımı varsayıyordum. Son üniversite yıllarımda korkumdan 35 diye revize ettim onu. Bir zamanlar tutkuyla bağlı olduğumu bazı şeyleri özlüyorum. Mesela birşeylere güçlü şekilde inanmayı. Bizim gibileri bulacağımız, evrenin sırrını çözemeceğimizi sandığım mistik kostik günlerimi. Kaset dinlediğim günleri. Kasetleri ileri geri sarışımı. Ruhumdaki sarışını... Şimdi olgunlaştıkça, olmayacağını-yapamayacağımı gördükçe, durgunlaştıkça, olması gerekenlere kanaat getirince; aslında esmerlerden hoşlandığımı anlayınca... bugüne ulaştığıma minnettar oluyorum. İyi ki bu noktaya gelmişim. 3 nokta.

Pazar, Kasım 04, 2012

güneşli kasımlar

güneşli kasım başlangıcı; kararsız bir sonbahar habercisi, eski güzel günleri yad ederken umudunuzu kırmayın diyor sanki... yeni güneşli günler için, bekleyin.


Cuma, Kasım 02, 2012

Okulda odam 4. katta; diğer odaların pek olmadığı bir kat, kuytu köşede biraz ama manzarası iyi. Çıkarken ortadaki merdiven yerine öğrencilerin çıktığı tarafı kullanıyorum. Bazen öğrenci kapısından giriyorum. Otobüse hep öğrenci veriyorum zaten! Kılık kıyafetime özen gösteriyorum tabii; Ankara rahatlığı yok, yine de öğrencilerden çok farklı değilim. (Belki de onlar öğrenci gibi değildir!) Henüz masanın ötesine geçmişliğimi pek hissetmiyorum. Masanın öte yanı, karşı yakası, boğazın karşısı, o kadar da uzak değil., bir kulaç mesafede. Derinlik için bir şey diyemeyeceğim, bacaklarım uzundur. Ayrıca yere saldığım kökler de cabası. Uzun uzadıya gidip gelebilirim öte yerlere ama illa ki temel attğımız bir yer vardır diye düşünüyorum/umuyorum. O temellere halel getirmedik şu ana kadar, sağlamlaştırmak için elden geleni arda koymadık.  Sonuç? Geniş bir boşlukta evin yolunu bulmak, odalara sğınmak ve belirsiz geleceğe kaygılanmak. Öğrencilikten pek farklı değil; sadece daha yalnız, iki kişilik bir dünya, daha mutedil, sarsıntılara dayanıklı, biraz daha paralı, haftasonu çekip gitmelerine müsait. Yine de öğrencilikteki kimi hislerimin devam etmesini dilerdim. Daha romantik olmak gibi. Yaşlandıkça taşlaştığımız tezini doğrulamam, sıradan bir olduğumu hatırlatıyor.