Perşembe, Şubat 25, 2010

sarf ve para

yalnızlığı satın almak, çok pahalı. tek kişilik ev, tek kişilik oda, tek kişilik yatak, tek kişilik hayat. hepsi için üstüne para veriyorsunuz. üstüne üstüne üstlük, eksik kalıyor hesap. bulaşıkları yıkayabilirim, diyince öncelikle kirli çamaşırları önünüze sürüyorlar. temizliğin her türlüsünü seviyorlar. ama üstünüze üstünüze gelen fatura ve borçlar, hepsini tertemiz etseniz bile, cebinize bahşiş bile koymuyor.

çok çaba sarf edip ya da hiçbir şey yapmayıp pazarın en nadide ve en pahalı ürününü aldığınızda, ucuz etin yahnisi yenmez diye avunabilirsiniz. kafanızı şişiren kimsenin olmaması için, tüm yahnileri çöpe atmak gerekiyor. yahnisiz bir hayat, çekilecek gibi değil. bu hayatı çekilir kılmak için sonunda kelle çorbanızı, bayat ekmek doğrayarak; beyin haşlamanızı ekmek arasına koyarak; can sıkıntısını sandviç yapıp yiyebilirsiniz. araya aldığınız, en pahalı etin en nadide yeridir (ikinci nadide). halbuki zamanında sadece et yemek için sarfettiğim özel çaba, dişlerimin arasındaki parçaları çıkarmak için harcadığım kürdan masrafınınn çok altında kaldı. en nihayetinde diş etlerimin kanamasından kansız kaldım. kansızlık, çok doyurucu olduğu için ekmeksiz yenebilirdi, öyle yaptım. kalakaldığım noktada daha fazla maliyetin altına girmemek için, kan kokusu ile yetinmek gerektiğine kanaat getirdim. burnum, en güvendiğim organım.

çok çaba sarf edip, sarf malzemeleri dükkanı sahibi olduğunuzda, kurduğunuz bu hayat size pişmiş kelle gibi sırıtıyor (çorba kısmına atıf yaptım).

unutulan kitaplar, gelecek yazının konusu (sandviç...).

2 yorum:

Sherry dedi ki...

merhaba disconnectus erectus!
tek kisilik hayata siradisi bi bakis...sindirim, sindirilis, istah, istahsizlik, carsidaki hesap evdeki hesap...
ilginc.

Umut dedi ki...

ilginç