Çarşamba, Aralık 29, 2010

Kimseye hayatı zindan etmemek için, cezaevimi müze haline getiriyorum. İbret-i alem olsun diye duvarlarımı sergiliyorum. Hybrid-i alem olsun diye tüm karmaşıklığını dağıtıyorum. Yeni hayatımı ararken yolculuk yapamadan, kafamı ön koltuğun kültablasına çarpamadan, ölüp ölüp dirilmiş, melekleşmiş ruhlarımı çağırıyorum. (Melekelerim yerli yerinde. Allah aza noksanlığı vermesin!) İçimde kalan ve dışarı çıkamayan herşeyi salıveriyorum. Yepyeni olmasa da en azında yep olabilen bir hayat arıyorum. Yepyep, kendini tekrar edip duran... Böylece yeni bir mekan öncesi eski cezalarımın suçlarını affediyorum. Kendime yep bir yıl diliyorum. Yenisini sonradan edinme potansiyeline sahip bir önek olarak, ardıllarımı merak ede ede...

Hiç yorum yok: