Perşembe, Kasım 24, 2011

delil

Bir kentin delileri, yaşanmışlıkların delilidir. Bizler ç,izginin öte yakasında kalarak bu yaşananları biriktirmeye devam ediyoruz. Çizginin berisinde kalanlar ise bunları haykırmakta ısrarlı. Biz neyin deliliyiz? Ne zamana kadar dayanabileceğiz? Biriktirmeye devam ettikçe, karanlık noktalarımız da koyulaşıyor.

Yıllar boyu arşınladığım o mutat hattı yeniden harmanlarken bunları düşündüm, Atatürk Bulvarı üzerinden Meclis önünden Paris Caddesine çıkıtığmda buradan daha önce akıllı ve deli olarak geçişlerimi düşündüm. Görebildiğim kadarıyla kanım hala kırmızıydı; belki bunun rahatlığı sinmişti üzerime. Hala nefes alıp vererek karanlık noktalara ses olabiliyordum. Ama bunu deli dolu yapanlar da vardı. Bir köşede durmuş bağırmataydı. Neler olup bittiğini kimse anlamadı. Delilerin delaleti kimseden sorulamazdı. Benim kara kırmızlığım, hatıralarımın deliliydi oysa ki; orada çok kar yağmış, yağmurlar akmış ve terler silinmişti. Bunların ne kadarı bir ünite ederdi?

Hiç yorum yok: