Salı, Aralık 06, 2011

geçmişte yazdıklarımı okuyunuca hemen yeniden yazma isteğine savrulmam, hala kusmak istediklerimin olduğunu gösteriyor. İyi yanından bakalım: hala elimiz kalem tutuyor. Çıkardıklarımın, 7 mi 9 mu, boğum boğum boğazımdan rasyonel verilerle süreçlendirilmesi ürünün niteliğini değiştiriyor. Karşınızda olan biteni anlamış bir yazı: Eskiden hemen olsun-niye olmuyor-olmalı-hadi şimdi derken; zamanla herşeyin olması gerektiği gibi olduğuna vakıf olmam. (bu aralar da buna taktım değil mi?)

o zamanlar da okuyup yazıyorduk, belki kendiimize misyonerdik ama yine de aktarıyorduk; aktar aktar-şimdi ancak kış çayları için girebiliyorum, eski kokular geliyor burnuma. biraz daha enerji birkaç yudum daha... hem eskileri şaraptan ve biradan alırdık karbonhidratı, şimdilerde adaçayı ve tarçın daha iyi gibi. bir de tabii geriye taranabilen yanlardan açılmamış saçlar.

bunların hiçbir önemi yok. 5-6 yıl öncesi 20 yıldan daha eski gibi geliyor bazen. bunların hiçbir emaresi yok. sadece kayda geçebildiğim kadar var. yazdıkça unuttuğum için olabilir mi? kayıtlar yalan söylemez oysa ki, tek derdimiz geçmişten kaçmak ve yeni bir gelecek yaratmaktı. kaydaderek kaçtık geçmişimizden ama bizi bekleyen gelecek miydi? geldi işte, burda; önce bir bir dört duvar ardından içine yerleştirilen bir gülücük. bir an. mutluyuz. kendi yolumuzda olmaktan gururluyuz.

yolumuz, evrim yolu-gelin kelimeler gelin. yurdumuzu klişeler sardı-vurun kafiyeler vurun.

yeni bir gelecek, yeni bir kentle gelecek. yerimizde durabilseydik daha mutlu olurduk cümleten. cümle burada bitmeli artık; yoksa yenilmekten bitap düşecek.

Hiç yorum yok: