Perşembe, Şubat 02, 2012

"yoğun karalardan çıktım, sızlıyor keşiflerim; burası başladığı yer mi bittiği yer mi denizin"

attığın onca kulaçlardan sonra gideceğin yer belli: burnunun dibi. çok uzaklarda olan bitenler aklıın içinde ve aslında onları hatırladıkça geliyorsun kendine. tuzlu su yuttukça öğüreceksin geçmişini ve aslında neler yutmuşum içten içe diyeceksin. eğer demezsen sen de iyi mide varmış ve kardeşim. kendini keşfettikçe ağrıyacak kemiklerin, güneşe verilmiş deri gibi gerim gerim gerileceksin; bağlantı yerlerinden kopacaksın, bağlantılarından kurtulacaksın, sonra yazcaksın yazcaksın kalemsiz kağıtsız bir hücrede, hücre duvarların yıkılırken, ayaklar altına alınırken, beyninin senin olduğundan şüphe ede ede, nasıl yutmuşum ben bu ayakları diye diye haşlayacaksın kendini kızgın sularında ayak yolunun. zorlama. kal orada. burası ne başlangış ne bitiş. daha çok sen varsın içinde. yazarsın. bakmışsın yaza doğru bir deniz kenarında bağlantıların gerim gerim geriniyor güneş altında. denizden çıkana sakın sorma; çünkü rotayı kimse bilmek istemez. herkesin rotası kendine. herkesin rotbalansı kendince. bu dengeler arasında bir denge buldukça benziyoruz birbirimize. kızma. anla. anlatırsın sonra da...

Hiç yorum yok: