Salı, Aralık 23, 2008

ne yapmalı?

"Ne yapmalı? Bugüne kadar sürdürdüğüm gibi, çevremdeki kişilerin davranış ve tutmlarını bilnçsiz bir aldırmazlıkla benimseyerek bu renksiz, kokusuz varlıkla yetinmeli mi; yoksa, başkalarından farklı olan, başkalarının istediğinden çok farklı, köklü bir eylem isteyen gerçek bir insan gibi bu miskin varlığı kökten değiştirmeli mi? En basit sorunların çözümünde bile bocalayan bu sözde devrimci gölgeyi, hiç düzeltmeden, biraz olsun çeki düzen vermeden, amaç edindiğimiz ülküleri gerçekleştirmek için hemen kavganın ortasına atıvermeli mi? Kendini yönetmeyi beceremen kişileri toplumları yönetmek, onlara yeni yollar göstermek için hemen başa geçirelim mi?

Ben kendimi yeterli görmüyorum. Ne için yeterli? Herşey için. Topluluğun eylemine engel olabilecek sorunlarımı çözmeden, onu güdebilecek sorunlarımı çözmeden, onu güdebilecek güçte olmadığımı seziyorum. Başkalarına söyleyebilecek sözümün olabilmesi için önce kendime söz geçirmem gerektiğine inanıyorum. Bana bugün “ne yapmalı?” diye soracak olurlarsa, ancak, “önce kendini düzeltmelisin”, diyebilirim. Bir temel ilkeden yola çıkmak gerekirse, bu temel ilke ancak şu olabilir: kendini çözemeyen kişi kendi dışında hiçbir sorunu çözemez.(...)

Karşılıklı güven ve dayanışma ancak böyle bir sorunun varlığını duyduktan sonra söz konusu olabilir. Fakat, bütün bu sorunlarını yalnız başına çözeceksin. Bunalımlarını, komplekslerini ve buhranlarını birlikte çalışacağın insanlara iletmeyeceksin. (...)

Bireyin tek başına kaldığı zaman kendisini oluşturmak için yapacağı çalışmalar ne yapmalı sorusunun önemli bir bölümüdür. Kendi değerini eksiksiz bilen ve her an bu değeri yeni şartlar altında eleştirebilen kişi ne yapmalı ne yapmalı diye bocalamaz. Düzenli bir çalışma düzeyine girebilmek için üç temel sorunu çözümlemek gerekir:

a) kendini iyi tanımak:(...) Değerini tam bilmeyen kişi, gereksiz yaknmalarla gün geçtikçe daha da bozulur ve çürüyüp gider. Kişisel değeri büyültmek de küçültmek de aynı derecede zararlıdır.(...) Bütün değerlerimizi önce yok sayarak işe başlamalıyız. Kişisel değer saydığımız şeylerlerin, yoplumun baskısıyla edinilmiş sahte nitelikler olabileceğini de hiç aklımızdan çıkarmamalıyız. (...) ben sadece namuslu olmakla övünen kişiyi adamdan saymıyorum; toplumu iyiye,güzele götürmek için kendi gibi namuslu insanlarla birlikte çaba haarcamamışsa, çevresindeki uygunsuz gidişe başkaldırmamışsa, o kişi namussuzdur benim için. (...)

b) kendini eleştirmek: Yukarıda söylediklerim bir otokritik sayılabilirse de ben otokritiği daha çok bir eylem olarak görüyorum. Bir eylemden sonra, o eylemin birey açısından değerlendirilmesidir otokritik, diyorum. Kendini eleştirmek; kendinden yakınma çerçevesinden de çıkması gereklidir diye düşünüyorum.

c) dış etkenlerin uyutucu durgunluğuna kapılmamak: (...)bence hemen köklü bir çalışma dönemine girelim.Dahafazla oyalanmayayım.Müsaadenizle" (O.A./T./syf.95-100)

Hiç yorum yok: