Pazar, Haziran 28, 2009

2; 2,5 ve 3,5 saatlik nöbetler, salona kedi girmesi dışında sıkıcıydı ama masanın diğer tarafında olma mutluluğunu da yaşattı. Sanırım havaalanı harcını çıkardım ama henüz çizme günleri için kaynak yok. Belge toplarken, pasaportu beklerken, vizeyi beklerken, parayı beklerken işler hiç kendiliğinden yolunda gitmedi ve hep bir sonraki günlere kaldı. En nihayetinde bu noktaya kadar geldik ya, iyidir iyi, diyorum.

Bir hafta sonra bu saatlerde gökyüzünde olabilirim ama henüz ayaklarım yere basıyor ve hala ayaklarım yere bastığı için de mutluyum ki nefes almak konusunda da aynı şeyleri hissediyorum.

4 yorum:

mustava dedi ki...

kedi?

salona camdan, izinsiz girdiğini düşünmek istiyorum. hiç bir kediye izin vereceğinizi sanmıyorum; kuvvetle muhtemel.

yoksa, evin ayniyatına dahil olan bir canlıdan mı bahsediyoruz sevgili D.E. ? lütfen cevap vermeyin, kamuya açık bir alandayız zira. hatta şu lakırdımı dahi yayınlamayın lütfen.

-o-

havalandığınızda -bkmynz.yerin ayakların altından kayması- tüm bu yer'el sorular anlamını yitirecek, çünkü yerlerine yenileri gelecek, değil mi aziz D.E. ?

sanki "biz azız, dahası gerek" der gibi gibi.

disconnectus erectus dedi ki...

muhterem m.,

yayınlama demişsin ama kıyamadım: elbette kendi salon nöbetlerim oluyor ama ona dahil olan bir zamanlar olan kedinin ruhu; ayniyatta artış yok! 80 kişilik sınav salonuna tepe camlardan kedi girmesi suretiyle hareketlenen cumartesi sabahıma atıf yaptım; önce kovalanan, sonra tutulup dışarı atılan, geri gelen bi daha gönderilen kediden...

yer'el meseleler, aslında içsel mesel'ler, farkındayım.sağolun.

mustava dedi ki...

evler, salonlar, iç içe geçen odalar, sonsuz olmayan -ne güzel olurdu!- koridorlar, bu koridorlara eşlik eden kapılar, kapı kolları, anahtar delikleri...

halbuki ben çok farklı bir sahne hayal etmiştim. ne kadar yanılmışım, yalınmış dedikleriniz.

anlayışsızlığımla, açıklama getirmek zorunda bıraktım sizi. affedin sevgili D.E. ayrıca "yoruma yorum..." dediğinizi de duyar gibiyim sevgili D.E.

serdanka dedi ki...

Şu yorumlarınız ve yoruma yorumlarınız bana sadece CEMAL üstadın şu güzel dizlerini hatırlattı;
"Keşke yalnız bunun için sevseydim seni-sizi-..." :)))