Çarşamba, Eylül 02, 2009

1 Eylül/2

Radikal-Genç'te yayınlandı; 2006:

1 Eylül; mevsimlerin değişim günü; kuzey yarım küre için sararıp solma vakti. Bir de dünyanın gidişatından sararıp solanlar için savaşa lanet okunacak bir gün. Aslında durum biraz karışık: Çünkü Birleşmiş Milletler Dünya Barış Günü’nü 21 Eylül olarak belirlemiş, 2001’den beri. Ancak memleket satıhlarında ısrarla 1 Eylül’de kutlanıyor bu gün.

Bianet üzerinden edindiğimiz bilgilere göre, BM 1981 yılında Genel Kurul’un çalışmalara başladığı tarih olan Eylül’ün üçüncü çarşambasını “Uluslararası Barış Günü” ilan etmiş. 2001’de de bu günü, 21 Eylül olarak sabitlemişler. 1 Eylül ise daha sembolik bir güne denk geliyor: Almanya’nın Polonya’yı işgal ettiği ve İkinci Dünya Savaşı’nın başlangıcı sayılan gün. 1984’te 1 Eylül’ü Dünya Barış Günü olarak ilan eden ise dönemin Varşova Paktı üyelerinin şekillendirdiği Dünya Barış Konseyi. Uzunca bir süredir Dünya Barış Günü olarak kutladığımız ancak bunu BM üzerinden meşrulaştıran düşünce, bir bilgi hatasının kurbanı durumunda.

Sorun değil. Barış’a bir değil 365 gün feda olsun! Ama durum iç açıcı değil. Yine İkinci Dünya Savaşı sonrası, dünya barışını(?) korumak için hayata geçirilen BM, bugün savaşlar karşısında çaresiz; bu nedenle gün geçtikçe meşruluğunu yitirmekte. Ulus-üstü bir yapıyla, ulusların evrensel barışı tehdit edecek girişimlerine bir fren mekanizması olarak görülen BM, freni patlamışçasına yokuş aşağı iniyor.

Dünyayı güya barış ve huzur içinde yaşanacak bir yer yapmaya çalışanlar, silah ticaretinin en önemli isimleri. İnsan Hakları Derneği’nin aktardığına göre dünyada barış için harcanan her 1 dolara karşılık, silahlanmaya 2000 Dolar harcanıyor. Silahlanma için harcanan her on doların 4 doları ABD’ye gidiyor. Seyhan Erdoğdu’nun makalesinde (http://www.ttb.org.tr/MSG/mart25/savas.pdf) aktarılanlara göre, 2005 yılında dünya çapında askeri harcamalar içinde ABD’nin yüzde 45’lik bir oranı var ve bu oran listede kendisini takip eden diğer 10 ülkeden daha fazla bir pay. Ayrıca silah satışlarından en fazla para kazanan 10 şirketin 7’si ABD patentli. Bilindiği gibi, bu ülke, “barışın bekçisi” BM’de veto hakkına sahip 5 ülkeden biri. Bu birkaç veri bile nasıl bir vodvil içinde olduğumuzun göstergesi. Özgürlüğün yılmaz savunucusu, dünya barışını korumak için gerçekten çok çalışıyor! (Syriana, bu konu ile ilgili güzel bir film.)

ABD güdümlü BM’nin Ortadoğu’da beceremediğini, belirsiz bir görev tanımıyla başarmaya çalışmaya hevesliler içinde yer alan Türk devleti de, 1 Eylül’ün arefesinde vatandaşlarına taksitle silah satacağını açıkladı. Dünya barışına katkıda bulunmaları için olsa gerek. Etraflarında, barışa halel getirmeye çalışanları yok etmek için. Sahi küçük Amerika olma hayallerimizi, bilinç altına atmamış mıydık biz? İşte rüya ile gerçeğin birleştiği an: artık hepimiz barışın yenilmez elçileri olabileceğiz! Barışın serseri kurşunlarıyız; dilediğimize çarparız.

Her yaz ayında olduğu gibi, şen şakrak düğün dernek icra eden Türk milleti birbirini maganda kurşunları ile öldürdü. Bu “serseri” kurşunlar, TÜİK’in verilerine göre her yıl ortalama 700 kişinin canını alıyor. Bu sayı İsrail-Hizbullah savaşında ölenlerin sayısına yakın. Buna “serseri olmayan” kurşunların mağdurlarını da eklersek, BM’den Türkiye için bir karar almasını talep etmek abes kaçmaz sanırım.

BM, kendi Barış Günü 21 Eylül’de tüm dünyada öğlen saat 12’de bir dakika sessizlik eylemi yapılacağını bildiriyor. Bizim Barış Günü’müz 1 Eylül’de resmi makamların yaptığı açıklamaları gördükçe, onları 365 günlük sessizliğe davet etmek geliyor insanın içinden. 1’i veya 21’i farketmez; sürekli bir barış talebi var ama barıştan ne anladığımız açık değil. Ancak savaşın sonuçları net biçimde ortada ve buna davetiye çıkaranlara karşı sesimizi daha da yükseltmeli.

Hiç yorum yok: