Pazartesi, Ağustos 19, 2013

mevsim yazmış ben de okudum


http://youtu.be/w85FgjAhOSU

öğrenciyken daha çok yapıp şimdilerde yapamadığım işlerin listesinde farklı farklı şeyleri okumak da var tabii; konserlere gidememek gibi. akademik yazından çıkıp yazın rehavetine ayak uydurmak istedim. çeviri edebiyata adım atmaya çalıştım; en son, heba / hasan ali toptaş'la türkçe edebiyata dair uzun süreci biraz durdurdum.

brautigan'lar (karpuz şekerinde ve amerika'da alabalık avı), evdeki sessiz sakin ve yalnız günlere denk geldi. tam olarak ne olduğu, ne anlattığı anlaşılmayan, kendince bir dünyanın içine, kendimce dünyamda girdim. bazı yerleri anlamadığım, doğru. birer 6.45 klasiği. ara ara yeniden göz atmak gerek.

iskenderiye dörtlüsü'nün justine'i de yine olaylar olaylar silsilesinden çok bir durumu anlatmaya yönelikti. bu açıdan brautigan'larla süreklilik oldu. aşka ve ilişkilere dair oryantalist imgelerle dolu bir tat. orada da bazen ne olduğunu kaçırdığım yerler oldu, yaz düşlerine benzeyen girdaplara girerken... kitabın durgunluğu, akdeniz'in diğer yakasından, torosların, ağaçların, kuşların dinginliğinden kaynaklanmış olabilir.

deniz kenarında okunmaması gereken bir kitaptı belki ama bir kış gecesi eğer bir yolcu ile daha önce küçük bir giriş yaptığım calvino'ya yeniden temas ettim. etrafta bolca italyanca duyduğum günlerde "sizden biri" demek isterdim ama pek o havada değillerdi. burada da yine olaydan çok bir ruh halinin peşinden gittik; sanki kitaplar birbirini çekiyor gibiydi.

Hiç yorum yok: