Pazartesi, Kasım 10, 2014

Hani benim yaşlılığım nerede!

Yeni yıl gelip yeni takvimler açıldığında önce 10 kasım hangi güne geliyormuş diye bakarım. Haftasonu olması tercihan iyidir. Bu sen hafta başı, yeni şeylerin başlangıcı. Baba olarak girdiğim yeni yaşım. Yeni hayatım. 33 kere dönüp duran dünya, herhalde devam eder turlamasına; ha gayret biraz daha, yolun yarısı geliyor. yarıdan sonrası daha keyifli diyorlardı! Ben de öyle kandırdım başkalarını. İyiye dair umut beslemesek, ne kalır geriye. Geçen bir yılımda yine çokça sancı, asla olmayacak hissi, asla bitmeyecek hissi, asla gelemeyecek hissi ile tersine çıkan kötümserliklerle geçti zaman. İyi ki de öyle oldu. İyimserlik-kötümserlik dengesinde, çekip gitme ve burada çakılı kalma çelişkisinde, güvenlik-özgürlük ikileminde hep zaman kazanıyor. Biliyor bu işleri çünkü. Bana hiç yaşlanmamışım, hala lisedeymişim gibi gelse de kocaman adam oluyoruz, ona buna ders veriyoruz, akıl öğretiyoruz ama bize yine el yordamıyla bir yaşam kalıyor. Hani benim yaşlılığım nerede! Olgunluğum, anlamışılığım ve öngörülerim... Hani nerede?! Hala genç, hala tecrübesiz ve tedirgin. Hala siz öğrenci misiniz soruları asansörde, otobüste, yolda kenarda. Esnaftan küçümseme -hadi bu onların eşekliğidir-, aileden beğenmeme -hadi bu onların güzelliğidir- baskısı altında kendime güvenimi ayakta tutma çabam. Evet, "bu çocuklar adam olmuş yıllar sonra, bizi de aldı bir kahkaha."

Hiç yorum yok: