Perşembe, Ocak 07, 2010

bir hafta

yeni yılın ilk haftası, birşey yazamamanın verdiği sıkıntıyla geçti. halbuki aklıma hasan ali toptaş'ı getirmeye çalışıyorum sürekli. küçük amfi'de sessiz sedasız konuşurken ya da konuşmaz da sadece mırıldanırken, ninniler söylerken, bizi masallara inandırırken, aslında orda yokmuş da biz onu hayallerimizde yaratmışızcasına, "bir odada yazıp sonra diğer odaya geçip aa ne güzelmiş diye okurum" diyor. delirmemek için yazan, yazdıkça yazan, kıskanç bir hevesle yazan toptaş...

yeni yıla yeni birşey yaparak gireyim dedim ve evde oturdum. böylece bütün bünya ayaklarıma geldi. yeni birşey daha: atlas aboneliği. o da bugün ayağıma geldi. ben de havuza gittim yüzdüm, metin kurt'a gittim konuştum, soul kitchen'a gittim güldüm; karşılık olarak. hayatı karşılıksız bırakmamak gerek. ah, bütün aksiliklere rağmen güzel biten filmler! tutkularının ğeşinden sürüklenen insanlar... 200.000 avro borç veren sevgililer; az biraz beni de görseniz de gidiversem sınırın öte yanına. beş parasızken kuruluyor sanırım bütün hayaller. aç tavuk misali.

arta kalan, yorgunluk.

1 yorum:

Sherry dedi ki...

Bence hayal gercekligin som/ham hali...etrafta gorup yasadigimiz seyler bir zamanlar birilerinin hayaliydi belki, farkli farkli islenip vitrine asilmis hayaller...