Cuma, Ağustos 26, 2011

İnsan her yolculukta hem kore sinemasından hem nükleer enerjiden hem de ford'un modellerindeki tasarım benzerliğinden konuşamıyor. o günlerin değerini bilmek lazım. o yüzden yazıyorum. güzel bir yolculuktu. zaten yolları severiz, yolculardan ötürü.

yarın birgün takımın başına gelirsek, futbolcularla neler konuşacağımızı merak ediyorum. eğer iyi top oynamazsanız bu konuşmaları hafta iki'ye çıkarırız diye tehdit edebilir miyiz? günde üç idman yapalım da bizle entel sohbetlere girmeyin derlerse, kendimizi kötü hissedebilir miyiz? o yüzden yukarıdan değil alttan başlamak lazım; hayır, mahallenin satın alacağımız amatör takımı da değil, halısaha takımımız. onları bir saunaya kapatıp, kafalarımızdaki keşmekeşleri paylaşalım, zorla pink floyd dinletip oradan kesmeşeker'e geçelim. bugüne kadar yapılanın hep tersini yapalım. oyunculara insan muamelesi edelim. insansınız ve bazı gelgitleriniz, hezeyanlarınız olabilir, o zaman doğru yerde top oynuyorsunuz diyelim. menajerleri bu işe bulaştırmayalım, cd kartonetleri neyimize yetmiyor?

Hiç yorum yok: