Salı, Ocak 24, 2012

Editör Hanım

"editör hanım, elime kalem aldığımda sahip olduğm meziyetlere romanım basılırsa belki günlük hayatta da sahip olabilirim! Bütün umudum bu!

Romanım basılırsa, beni kovalayan saksağanların kaşrısına korkusuzca dikilebilirim. Her sabah gazete almaya giderken selamlaştığım ada görevlisi Nedim'in, gündüzleri apartman boşluğunda sesleri yankılanani kapı aralarından, gözetleme deliklerinden bana bakan komşu kadınalrın ve Lazlı'nın ailesinin karşısına nihayet düzgün bir kıyafetle çıkabilirim. Yazar kıyafeti. Fena değildir. Ezn azından eskrimci kıyafetiyle dolaşmaktan iyidir. (...)

Romanım basılırsa futbol sahasında gösterdiğim beceriksizlikler belki bir uyuşmazlık mahkemesince çözülür. Topu göğsümde yumuşatamayışım, sağ ayağımı hiç kullanamayaşım, ortalarımın berbat olması filan, hepsi affedilir. İstifa edip evde oturmam, kitap okumadan, tek bir cümle yazmadan sadece hayal kurarak boş boş geçirdiğim saatler bir vicdan sorunu olmaktan çıkar. (...)

Ayrıca romanım basılırsa daha çekici bir erkek olabilirim.

Bir kitaptan ne çok şey bekliyorum, değil mi Editör Hanım, tıpkı kadınlardan beklediğim gibi."

(Barış Bıçakçı, Sinek Isırıklarının Müellifi, syf.112)

Hiç yorum yok: