Cuma, Kasım 02, 2012

Okulda odam 4. katta; diğer odaların pek olmadığı bir kat, kuytu köşede biraz ama manzarası iyi. Çıkarken ortadaki merdiven yerine öğrencilerin çıktığı tarafı kullanıyorum. Bazen öğrenci kapısından giriyorum. Otobüse hep öğrenci veriyorum zaten! Kılık kıyafetime özen gösteriyorum tabii; Ankara rahatlığı yok, yine de öğrencilerden çok farklı değilim. (Belki de onlar öğrenci gibi değildir!) Henüz masanın ötesine geçmişliğimi pek hissetmiyorum. Masanın öte yanı, karşı yakası, boğazın karşısı, o kadar da uzak değil., bir kulaç mesafede. Derinlik için bir şey diyemeyeceğim, bacaklarım uzundur. Ayrıca yere saldığım kökler de cabası. Uzun uzadıya gidip gelebilirim öte yerlere ama illa ki temel attğımız bir yer vardır diye düşünüyorum/umuyorum. O temellere halel getirmedik şu ana kadar, sağlamlaştırmak için elden geleni arda koymadık.  Sonuç? Geniş bir boşlukta evin yolunu bulmak, odalara sğınmak ve belirsiz geleceğe kaygılanmak. Öğrencilikten pek farklı değil; sadece daha yalnız, iki kişilik bir dünya, daha mutedil, sarsıntılara dayanıklı, biraz daha paralı, haftasonu çekip gitmelerine müsait. Yine de öğrencilikteki kimi hislerimin devam etmesini dilerdim. Daha romantik olmak gibi. Yaşlandıkça taşlaştığımız tezini doğrulamam, sıradan bir olduğumu hatırlatıyor.

2 yorum:

Adsız dedi ki...

helal değil halel olacak sanırım o

disconnectus erectus dedi ki...

teşekkürler. :)