Perşembe, Ocak 15, 2009

günlük

Erzurum'a trenle giderken günlük tutmaya başlamıştım; interrail hayalleri inner-raile yetişebildiği için, böyle bir tribe girelim demiştim zamanında...

19 temmuz 2003-diskötek'in evinden Gar'a yürüyüşün ardından binilen tren, uzun yolculuk...

İlk sayfa'dan:

"düdük çaldı; zemin kaydı ayaklarımızın altından-gerginlik: "bu dünya hiçbir zaman kafanda arzuladığın değildir" geçti klımdan... Anadolu-yol romantizmi, kafamda çok oynadım-başladı.

daha bilet kontrolü olmadan açıldı sepetler-poşetler-çantalar: halkım boğazına düşkün! köfteler, kızartmalar, kirazlar... benim okuma yazma zorunluluğum-sorumululuğum gibi onların da yeme-içme baskıları var demek ki içlerinde.

Arkamdaki tv seyrediyor-küçük portatif tv. Birileri koltuğu çevirmeye çalışıyor vagon girişinde.

Tedirginlik-gerginlik: bekliyordum aslında,devre bitti maç baladı tv'de, çocuklar vızıldaömaya başladı şimdiden... Görüntüler akıyor, kalemim de; uğulduyor dev makina ve ben gidiyorum katarın gittiği yere doğru, onun ardı sıra..."

1 yorum:

Nisa dedi ki...

Tren'de hissettiğimiz bu "şey"ler hayli öğrenilmiş geliyor bana. Bizim dönem çocukları için diyorum yoksa eskiler gerçekten "bi'şey"ler hissediyormuşlar.