Salı, Temmuz 12, 2011

"gök erik gibi kaldı avucumda dünya"

"gerçeği ararken bir yandan da bulduğumuz anda değiştirmeyi düşleriz. Çünkü aynı zamanda gerçek daima biraz utanç vericidir.

Utanç bizi ikiye böler. İkiye bölünmenin en dayanılmaz yolu, iki parçanın da hala canlı olmasıdır. İnsan herhalde bu yüzden kendini öldürmeye kalkışır. İkisinden biri gitsin der.

Bilge her zaman tek parçadır ve bir tepeyi tırmanır. Zaten bilgeden beklenen budur. (...) Çünkü ondan beklenen budur.

Ben bilge değilim.

Birşey sunulmuştu bana, bir hediye, bir meyve, ama ben o meyveden tadamadım, gök erik gibi kaldı avucumda dünya. Şimdi ben uykusuzum, yalın ayağım, kendimle meşgulüm. Kapımın önünde boş peynir tenekeleri, yağmur suyu biriktiriyorum. Kendi kendime sanatçı tecrübe edinemeyen insandır diyorum, bu dünyada hiçbir tecrübesi olmayan insandır. Ama sen karala bunun üstünü, yırt sen bunu, olmadı çünkü, olmadı işte.

Nafile."

(b.b./b.s.y.p.g.s/s.98)

Hiç yorum yok: