Cumartesi, Kasım 29, 2008

mevsim

Kent, ruhuna uygun mevsime erişti. Artık anlatmak istediğini daha rahat anlatıyor. Arada bir kısa güneşle birden ısıttığı bünyeleri, griyle soğutuyor hızlıca. Kendiyle derdi olanları, dünya dertleriyle daha kolay buluşturuyor böylece. Battaniye altı düşler, uzun kollu hasretlere bırakıyor yerini. Yağacak ilk karla taçlanacak bu süreç. Sonra atılacak adımlar daha dikkatli olmak zorunda, hüzün yerini derde; geçmiş-gelecek yolculukları bugünün gerçeğine bırakacak. Kent yürüyüşleri zorlu, sokaklar itici ve kalorifer daha bir işe yaramaz olacak.

Bu kenti sevmek için kişisel nedenler lazım. Bu nedenlerden biri de sonbahar belki de. Tıpkı kısa süren "ilk"i gibi sonuncusu da kısa, keyif alamayacak kadar geçici. Geçiciliklerin verdiği bir parmak bal...

Hiç yorum yok: