Pazartesi, Ağustos 10, 2009

ölü zaman gezginleri

"...yaşayan her canlı gibi acıkmıştık; belki bira bile istiyordu canımız ve şehirlerin gürültüsünden uzaklaşmış olsak da, belleğimizdeki hatıralardan -yani geleceği ele geçirmek adına gçmişe saçıp savurduğumuz kendimizden- henüz kurtulamamıştık.

Oysa şehirler, hatıralarımızı süsleyen dostlarımızla birlikte kim bilir nerelerde kalmıştı şimdi, hala var mıydılar, insanlar yiyip bitiriyorlar mıydı onları dalgın fareler gibi, çöpler ve kuşkular sevdiklerimizn üstüne doğru doğru hızla çoğalıyor muydu gene? Bilmiyorduk. Artık, bilemezdik de; geçmişi küçük anlarda, geleceği de düşlerde arayıp bulmaktan başka seçeneğimiz yoktu."

(Hasan Ali Toptaş/Ölü Zaman Gezginleri)

1 yorum:

pembedeniz dedi ki...

Bin Hüzünlü Haz da benim sevdiğim kitaplardan biri.. Eserin başında bir epigraf var, Haraptarlı Nafi’nin “Hayat nedir diye sorarsan, bilmiyorum evlat; sormazsan biliyorum…”