Perşembe, Mart 18, 2010

hani bi ara...

hani bi ara muhabbet, eğlence gırgır vardı, birkaç kadeh içince hele çenemiz düşerdi, laylaylom, şarkılar türküler, öyle olmasa da öyleymiş gibi söylenen sözler, tavırlar edalar, bakışlar ve gülüşler, yandan çarklı gidişler ve dönüşler; ne oldu ne bitti, hangi ara sular aktı gitti, tıkanık lavabo mu çekti, birşeyler değişti, durdu ve bekledi. insanları mı ciddiye almaya başladım, burnum mu sürtüldü yeterince-bilmiyorum. kimseye dert anlatacak mecalim yok. "üşeniyorum, öyleyse yarın". yarın veya ertesi gün... ama iki çift laf etmek zor geliyor; zaten saatlerce konşmamaktan sesim ergen çatlağı gibi çıkıyor ilk seferde. nesnelerin ve kişilerin adını unutuyorum sıkça; tekrar etmemekten belki; ama misal, yıllar önce dinlediğim ve bir daha hiç duymadığım bir şarkıyı bulaşık yıkarken dillendirebiliyorum. ya da "o an"lar hala aklımda. demek ki birikenler çıkıyor bir süre sonra. umarım bugünlerde biriktirdiklerimi de çıkarırım. umarım kimsenin üzerine değil... henüz kimseden o kadar nefret etmiyorum. nefret ettiklerimi de aslında haklı buluyorum. o yüzden yapacak birşey bulamıyorum. hiçbir zaman eğlence tellalı olmasam da, arada bir öyle olmasa da öyleymiş gibi davranmayı becerebilirdim. şimdi ne öyle ne böyle. şöyle böyle. böyle böyle törpüleniyoruz işte. sonuçta pek uzak gördüğüm, daha çok var dediğim noktaya gittikçe yaklaşıyorum. belki geçtim, haberim yok. gerçi, hatırlatanlar var; sağolsunlar.

hani bi ara çekip gitme isteği vardı. istek varken para, para varken destek yoktu. birkaç kadeh içince hele hayallerimiz düşerdi. şarkılar türküler. ne oldu ne bitti. çark ettik yandan. vazgeçtik. ergen çatlaklarından aşağı düşüverdik.

1 yorum:

geyik1940 dedi ki...

Bilge'ye sormuşlar: "Birinin akıllı olduğunu nasıl anlarsın?" diye. "Konuşmasından" demiş. "Ya hiç konuşmazsa?" demişler. "O kadar akıllısına rastlamadım" demiş.