Çarşamba, Mart 03, 2010

kitap ve ezber

yıllardır açılmamaktan kesif bir nem kokusu sarmış bir kutu burun deliklerini mi sızlattı yoksa temizlenmeye bile üşenilen köşelerdeyken biriken tozlar ciğerlere mi yapışmaya başladı bilinmez; unutulan kitaplarım, tam da arakımın beyazlığı vücudumun kızılına karışmaya başlamışken ve hafiften musiki mırıldanırken dudaklarım, kulaklarımı çınlattı. herhangi bir yere bırakılmak isteniyorlardı, "sonra şey olmasın"dı. okunup bitirilmiş hikayeler, elbet birgün biryerlerde yeniden anlatılır tabii ki, birşey olmaz ama çokşey olabilir. yeniden anlatılışta yeniden yazılır ve yenilenen herşey gibi eskisini aratır.

şimdi kitapsızlıktan, eskileri karışıtırıp dururken, bunu okuduğumda neydim-ne yapıyordumu da okuyorum. gidiş yoluma puan berilen ama hoca anlamasın diye küsüratlı uydurulan sonuçlar, sonuşta beni kanaat notuna mahkum bırakıyor. neyse ki genel hal ve gidişat, muallimlerin nezdinde umut verici nitelikte. 4,5'tan 5'le paçayı kurtarıyoruz. öyle veya böyle hikayeyi anlatmaya devam ediyoruz. unuttuğum kitaplarım, aslında her bir satırını ezberlediğim için yok sayılabilir. ezberimin hiç kuvvetli olmadığı göz önünde bulundurulsa da muhtemelen kafadan atıyorumdur söylediklerimi. sonuç olmasa da gittiğim yol doğru, değil mi? nerde o eski kanaatkar öğretmenler...

Hiç yorum yok: