Salı, Haziran 01, 2010

İşte oldu: yaz geldi, engellenemez bi' biçimde. Engellemeyen kışın ardından; engelleri aşarak... Uzun kollular kutulara girdikten sonra, soğuk geçen bir mayıs ve "hayır geçmişe geri dönemem" ısrarla o kutuların ağızını kapalı tutma çabam: Boğaz ağrısı. Kışın ayakta kalıp baharda hastalanmak.

Kış pek karanlık değildi gerçi, daha çok griydi; ama evde oturunca gittikçe karanlıklaşıyor zamanlar. Karanlık odalarda kara kedi avlama sanatında pek iyi olduğum için, bu oturumlar, sessiz toplantılar, görüşmeler ve didişmeler önemli bir sonuç verdi. "En büyük zafer, kendine karşı kazanılanmış", mealen... Zaferler, pek bana göre değil ama bu iç rahatlığının bir anlamı olmalı. Şimdi, bilgisayar başında ve kütüphanede geçecek bir yaz; tezde yol alma hedefi... Geçen yaz, "hiç bitmese" sabırsızlığının aksine, bu yıl "e hadi artık bir an önce olsun bitsin" sabrı...

Tercih edilen bir izolasyondan başka bir tercihin lokasyonuna; "paradigm shift":

http://fizy.com/#s/16rt34

Hiç yorum yok: