Perşembe, Haziran 24, 2010

paket

geçmişi paketleyip afrikanın güneyine postalasak, o yine de bir vuvuzela ile kulağımıza "fısıldar". tek düze, sürekli -bazen dalgalı- ama içe işleyen bir fısıltı. bir umit burnu esintisi. kışken, yaz; yazken kışa çeviren çizgi. bazen arkanı dönüverdiğinde karnı burnunda gözlükler bazen de baştan savılan bir kitabın giriş sayfası... koşarken yağmurda daha çok ıslanırız. kaçarken daha çabuk yakalanırız. açtığım her paket, çöpe gönderdiğim her poşet, attığım her eski kağıt ve incelediğim her katalog beni geleceğe mi yaklaştırıyor yoksa geçmişimden mi koparıyor?

Hiç yorum yok: