Salı, Ağustos 03, 2010

aptallaştıran

Sıcaktan şikayet etmeyenleri dövüyorlarmış. Hayatımı değiştirmeye başlamışken, bir de dayakla uğraşacak değilim: Evet, çok sıcak! Ama bu sıcakta ikinci aşama. İlk zamanlar süngerleştiren sıcak, şimdi aptallaştırıyor. Birşey yapmak istememek kadar yapamamak edilgenliğine geçiriyor. Cümle kuramayıp, nesneleri ve meseleleri anlamlandıramıyorum örneğin. Karşımdakiler, ne içtiysen ondan bana da ver, diyebilir. Daha derin nefes almalarını öneririm onlara. Hayatta kalmak için daha çok nefes. Hayatta kalmak kafa yapıyor halihazırda, havadaki oksijen yetiyor bana...

Bir de hayatımın en güzel günleri 30-35 arası olacak diye avuturken kendimi, yahu sıcağa bile dayanımıyorum, ben ki Torosidislerin güney koldan akrabası, yaşlanıyor muyum yoksa, spora mı başlasak, sorularıyla başaltı güreşlerine soyunuyorum. "Soylu aşklar uğruna soyunduğumuz somya yataklardan" sonra çift kişilik yatağın tek kişilik kısmında hala giyinik uyuyorum da girmiyorum o güreşlere. Yoramam kendimi. Hayatımı değiştirmem lazım. Henüz gidilecek ve güreşilecek yerler var ileride. Bu sorular henüz erken.

Havadaki oksijen ve azot yeterli. Yeter ki onları çevirecek mekanizma sağlam olsun bedende. Çeviriyi yönetecek beyin yerinde kalsın. Bunca zaman hepsini koruduysam, daha çok yolum var, bundan sonra da yapabilirim. Aptallaştığımın farkına varıyor olmam bile sevindirici bir gelişme. Hala bir umut var içeride. Daha derin kalmalarını öneririm... Hayatta kalmak için yeterli. Havadaki...

Hiç yorum yok: