Cumartesi, Ağustos 28, 2010

Hayatta en azından bir iki şeyi iyi yapmak gerek. Hayatta yapmam denen şeylerin sayısı mümkün olduğunca az olmalı. Denemeli ve mümkün olduğunca iyi yapmalı. Ama bazı şeleri daha iyi... Daha önce söylediğim gibi, zamanın geçmesini beklemek konusunda iyiyimdir. Aslında olan biten, beklemek eylemine bir vücut kazandırmak meselesi; pek daha önce söylediğim gibi. Kazandığımız vücut, havadaki oksijenin yaptığı beyin hücrelerimizin birikip, sarkıt ve dikitler halinde birleşmesinden ibaret. Böylece bir döngü içinde birbirine kavuşan ve tamama eren bütünün parçaları olduğumuzu öğreniyoruz. Bekledikçe olması gerektiği noktaya gelen şekil ama o sabrı gösterme gücüne sahip olmayanlar için de ecic bücüc, eğri büğrü ve şekilsiz bir bütüne evrilme potansiyeli... Şekilsizliğine şekil verdiğini düşünüp, olmadığı gibi görünme azmiyle yanıp tutuşanlar da kendince birşeyi iyi yapıyor olabilir. Ama yanlışı daha yanlış hale getirmek, pek de istenen bir şey olmasa gerek. Aslında biraz sakin olup, zamanın geçmesine izin vermeliyiz. Hep birlikte... O arada biriktirebildiklerimiz, döngünün sağlamlığı için elzem. Şimdi görüyorum ki, biriktirdiklerim ve biriktiremediklerimle kendi döngüme şekil veriyorum. Tek bildiğim, iyi yaptığım şeyleri içten gelen bir zorlama ile ısrarla yürütüp bir şekilde daha iyiye ulaştığım. İyinin, mutlu ettiğine dair bir şey söylemiyorum. Sadece iyi olması yeterli. O içten gelenin ne olduğunu da bilmiyorum. Sonuçta edindiğim vücut, eksik ve gediklerimle, şekilsiz denemeyecek kadar estetik.

Hiç yorum yok: