Cumartesi, Mart 28, 2009

bu yazı öncesi, kahve ve sigara eşliğinde, şu dinlendi:



"the spinning top made a sound like a train across the valley
fading, oh so quiet but constant 'til it passed
over the ridge into the distances
written on your ticket to remind you where to stop
and when to get off
"

bir şeyleri ıskaladık mı yoksa tam da gelişine vurup doksana mı taktık-ve golün şaşkınlığını mı yaşıyoruz? istediğimiz hayatı yaşamanın verdiği durgunluk. bir de güzel bir tatil olsaydı-iki yıldır uzak kaldığım; bu şarkı bana hep onu hatırlattı; ılık bir yaz öğleden sonrası, çakırkeyf, müşkülpesent, keyfekeder, ayakları uzatıp kendini dinlemek; vadilerden akıp giden trenin sesini hissetmek; sonra çekip giden güneşin serinliği... sakince, karanlık yatağına sızarken, hala hayatta olduğun için mutluluk. ha O da olsaydı fena mı olurdu. Olmazdı elbet. Geçip giden neyse, geride bıraktığın neyse, şimdi burada olmak. Toprağa girmeden önce... Bu da bitecek; önemli olan sende ne bıraktğı.

"bir zamanlar biz de adam olduk,
parlak ateştik, e biraz da kor olduk..."

devamında, böyle şeyler işte: "bu bir yaşam, sakin ol geçer gider..."

1 yorum:

mediha dedi ki...

oraların ve O'nun özlemiyle gözlerim doldu...