Cumartesi, Mart 07, 2009

müdavim

Belli mekanlara sürekli gitmeyi-oranın müdavimi olmayı seviyorum. (Müdavim:Bir yere sürekli olarak giden (kimse), gedikli) Bir yere ait olma-oralı olmaya dair sorunlarım olduğundan belki, bu tür aidiyetleri geliştirmeye çalışıyorum. Oraya dair anılar biriktikçe, samimiyet oranı da artıyor, başka yerler bizi içine almaz gibi geliyor. Tanıdıklar, aynı simalar, selamlaşmalar vs...

Öğrencilikten çıkma dönemleriyle, müdavimi olunan yerler de değişiyor; en az para harcamak merkezli yayılma stratejisi, biraz "tarz", biraz "tat" bileşenlerini arıyor zamanla...

Bu yüzden hiç gidilmeyen-gidilmesi düşünülmeyen yerlere uğramak gerekli arada bir. Hazır, bir "çaba"nın içine girmişken.

Maddi-manevi bizi çağırmayan mekanlara bir omuz atmak... Oradaki eskilerin, mekanına sızmak... Her halimizle oralı olmadığımıza bir tedirginlik yaymak ortama... Aslında önemli bir korkum, kabul etmek gerekli, uzun süredir rastlanmayan kişilere rastlamak böyle yerlerde. Niye aramıyorsun-sen niye aramıyorsun tartışmaları-yersiz... Malum Ankara küçük bir kent; toplaşılan mekanlar hep aynı.

Yeni mekanların, eski insaları da eski korkularıyla yaşıyor muhakkak; her yeni, onlar için yeni bir tehlike olabilir. Kimse rahatsız edilmek istemez durduk yerde.

1 yorum:

jean baptiste the haitian dedi ki...

keske bir iki de mekan ismi verseydin, ankara'dan haber almis olurduk :)