Salı, Ekim 20, 2009

korkusuz kirpiye övgü

"dikenliyim, yaradılışım öyle. Yanıma yaklaşıldı mı tortop olurum. Bu yanıma yaklaşanlar, ister kedi, ister köpek, ister insan olsun... Bir kez, insanlara akıl erdiremiyorum. Cırnakları gözükmüyor, yok belki de. Sonra öbürlerinden çok daha ağır kanlılar. Ama bu yüzden ne yapacaklarını hiç mi hiç kestiremiyor, apışıp kalıyorum karşılarında. Onların başka bir gücü, bir savutu, ya da dikenleri var ama ben yerini çıkaramadım... (...)

Dikenlerini kabartmadan beklemek gerektiğini, gelenin dost mu düşman mı olduğunu anlamadan dikenlerini kabartmanın eski kafalılık sayılması gerektiğini söyleyen bir komşumuz vardı burada. Ben de inanmağa başlamıştım dediklerine. İşin tuhafı inanıyorum da hala. Geçen kışın başında o canavarın dişleri arasından sarkan kanlı ölüsü, düşüncesinin yanlışlığını göstermez bana kalırsa. (...)

Ama bildiğim birşey var: Korkumuzu azaltmalıyız. Azaltmak için de dolaşıp gezmeli, gerçek tehlikelerden kurtulmanın yolunu bulmalıyız. Yola çıkarken, yalnız düşmanla karşılaşacağımı düşünüyordum, dostlar da çıktı karşıma. Dostu tanımak için gerekli vakti bulabilir miyiz? Ben de bilmiyorum: Yok o kadar vaktimiz.(...) Bütün iş vaktin iyi ayarlanması."

(Bilge Karasu/Korkusuz Kirpiye Övgü/Göçmüş Kediler Bahçesi s.68-69)

1 yorum:

unicorn dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.