Pazartesi, Nisan 06, 2009

gelmiş bulundum

Cuma günü Haydar Ergülen'le, söyleşisinin ardından bira yudumlarken, demiryolu romantizmini kısacık da olsa konuşma fırsatım oldu. Onun Eskişehirspor'la kurduğu bağ gibi birşeyi Demirspor için de bizim yapmaya çalıştığımızı söyledim. O da, Es-Es için yazdığı Haydarpaşa-Eskişehir-Ankara şiirinin ancak kırkından sonra çıktığını biraz mahçup fısıldadı. Kırkımıza kadar neler olur-hayatta kalır mıyız/bırakılar mı-bilinmez, ama bir şeyler bırakabiliriz umarım ardımızda.

Yıllar sonra gelen pazar pikniğinin yorgunluğu olsa gerek, (yoran piknik mi yoksa yıllardır bunu beklemek mi bilmiyorum) gidip Başkan'ı karşılayamadım. Yolları tutanlara, evi derleyip toparladığımı da söylememin bir anlamı olmayacaktır. Kraliçe'nin de aylar önce beni görmeden gittiğini anımsıyorum... Halbuki saraylara layık hayatımın, yönetici elitin dikkatinden kaçmayacağına inanıyordum yıllardır.

Kenti ele geçiren Başkan'a, Haydar Ergülen'in en sevdiği şiirden bir kesiti hediye olarak gönderiyorum; belli ki bir derdi var, Edip Cansever anlar...

"yıldızlar, büyülü ülke, adımı unutturan;
bir kaya, bir ot, bir akarsu...
hangi yaz şarkıcılarının ürpertili korosu,
ki bütün ölüleri sığa çıkaran
ve kenti bir ölüm derinliğine salan
yani bir gül solarken bir gülün açma korkusu.

şiirler yazdım, kitaplar okudum;
elime bir bardak aldım, onu yeniden oydum.
derinlerde kaldım böyle bir zaman...
kim bulmuş ki yerini, kim ne anlamış sanki mutluluktan
ey yağmur sonraları, loş bahçeler, akşam sefaları
söyleşin benimle, biraz bir kere gelmiş bulundum."

1 yorum:

ziggytheking dedi ki...

Haydar abi'nin EsEs Cebeci'de A ligine yükseldiğinde yazmış olduğu Kahır Mektubu adlı yazısı da http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=188853şu linktedir.