Salı, Nisan 07, 2009

top oyna-

Piknikte top tepemedik. Özel güvenlik izin vermedi. Nerede o eski piknikler, sayın seyirciler... İp atlayanlar vardı ama, o iyi bir gelişme; korumamız gereken değerler... Top oynamak için, plastikten bozma halısahalara gidiyoruz. Eskiden halının üzerinde gol sevinci yapan futbolcuları taklit ettiğim için eşofmanlarımın dizleri yırtılırdı. (Sevinci abartıp etraftaki vazo vb şeyleri devirmek anneden kırmızı kart görmeye yol açıyordu.) "Everbody loves 90s" gecesine yamalı eşofman ve pantalonlarımla (kısaca pantol) gitmek istiyorum. (Dirseği yamalı kahverengi ceketimi Tolga Savacı'ya vermiştim neyse ki...) Tabii biz biraz geriden geldik 90lara, varoş çocukları olarak; aradaki açığı kapatmakla geçti ilk gençliğimiz. MTV'yi üniversitede izlemiş olmanın ağırlığı omuzlarımda...

Bir de yurtdışı hadisesi... Omuzlarım, vücut geliştirmecilere olduğundan, çok şey taşıyabiliyor! Inter-rail hayalleriyle geçen, "inner-rail"e dönüşen lisans yazları, hala içimde ukte. Top oynamak için yurtdışına gitmek, arayı kapatmak için yeterli olur mu?

1 yorum:

mustava dedi ki...

Yurtdışı planına gösterdiğiniz ilgi şaşırtıcı sayın D.E. Artık buna planımız demek doğru olacaktır.

Bunula beraber evet, tam anlamıyla piknik tadı vermese de çayır-çimen üzerinde top tepilecektir ve bunu yapmak için taa nerelere gitmek tam da bize özgü bir acaiplik olacaktır, olsundur efendim.

Bir şeyleri coşkunca isteyince geri tepiyor bu şans dedikleri manivela. Bekliyelim, o bize doğru eğilecektir zira. Değil mi sayın D.E.?