Cuma, Nisan 24, 2009

Laterna'da uzo, Çin Lokantası'nda tayland usulü dana; eski anıların üzerine bir bardak su. Yutkundum ve gitti- merak etmeyin fix menüydü hepsi. Hayatı sabitlemenin önünde bir engel; yan yollara sapıp manzarayı izlemek... Akıp giden zamanın içinde yaratılan ufak tatlar; asıl tat Bologna pilakisi için sıkı kontrole devam.

Sabah sabah gözümü alevlere açtım, yan apartmanda bir daire cayır cayır yanıyordu. Zaten en büyük korkum yokuşu çıkınca evin yerinde olmadığını görmektir. Hele ki birinde çaydanlığı ocakta unutunca... Yanıp tutuşma metaforunu çokça kullanırız ama gözlerle görünce bir garip oluyor insan.

Sonra meslektaşlarla YÖK önünde toplanmaca, hak talepleri, ıslık sesleri...

Sakinlikten coşkuya geçişteki sert hat; değişken ruh hali; aslında bir hastalık belirtisi. Hayır ama beni ben mi delirttim ha? Yan yollardan ana hatta giriş çıkış; tozu dumana katan bir araba uğultusu; arkamda kalan yalnızca yılların tutkusu.

1 yorum:

Adsız dedi ki...

şiir de fix menuye dahil olsun mu.

"...

sen güzel insansın
herkes biliyor bunu
yaramı alıp uzak şehirlere gidiyorsun
-saçlarımı düz bir denize ısmarlıyorum

utanma! ayıp değil ki bu
bak ben utanıyor muyum?
kanayana kadar dizlerim, misket oynarken
hem, unutma herkes birilerinin yarasını taşır uzaklara."